"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

HABERLER

Suyun yönetiminde Kamu Özel İşbirliği Modeli Kıbrısta Ele alındı

6 Şubat 2016
KTTO ve TEPAV tarafından “Kamu Özel İşbirliği Modeli” semineri düzenlendi.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından düzenlenen “Kamu Özel İşbirliği Modeli” konulu seminer Maliye Bakanı Birikim Özgür, KTTO Yönetim Kurulu Üyeleri, TEPAV yetkilileri, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, kamu çalışanları ve özel sektörden iş insanlarının katılımıyla KTTO Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Suyun yönetimi konusunda KTTO’nun önermiş olduğu kamu özel işbirliği modelinin tüm yönleriyle irdelenebilmesi amacıyla düzenlenen seminer saat 14:00’te KTTO Başkan Vekili Vargın Varer ve TEPAV İcra Direktörü Yardımcısı Emin Dedeoğlu’nun açılış konuşmaları ile başladı. Kıbrıs Türk Ticaret Odası'ndan verilen bilgiye göre, ülkemizde bir süreden beridir TC’den gelen suyun yönetimi ve işletilmesi ile ilgili tartışmaların süregeldiğini belirten KTTO Başkan Vekili Vargın Varer, KOİ modelinin ülkelerin altyapı ihtiyaçlarının karşılanması için ihtiyaç duyulan finansmanın sağlanmasında kullanıldığını ifade etti. Dünyada pek çok örneği olduğuna vurgu yapan Varer, KOİ’nin tartışılacağı bir ortam yaratmak üzere bu semineri düzenlediklerini kaydetti. Varer’in ardından söz alan TEPAV İcra Direktörü Yardımcısı Emin Dedeoğlu ciddi bir dönüşüm içerisinde olan Kuzey Kıbrıs’ın bağımsız ve güçlü bir devlet olmasını gönülden arzuladıklarını ve desteklediklerini belirterek suyun yönetimi konusundaki çözüm modelinin iyi yönetilmesi gereken bir fırsat olduğunu ifade etti. Türkiye’nin de bu modeli uzun yıllardır uyguladığını söyledi. Açılış konuşmalarının ardından TEPAV Danışmanı Osman Yılmaz’ın “Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) Modeli ve Uygulamaları” başlıklı sunumu ile seminer devam etti. Yılmaz sunumunda kamu özel işbirliği modelinin ne olduğuna, neden gündeme geldiğine, Türkiye’nin deneyimlerine, bu modeli uygulayan ülkelere, bu modelin dünyadaki farklı uygulamalarına ve bu modeli başarılı bir biçimde uygulayabilmek için neler yapılması gerektiğine detaylı olarak yer verdi. Yılmaz, kamu özel ortaklığı modelini kısmen veya tamamen kamusal yükümlülük altındaki bazı yatırım ve hizmetlerin, projeye yönelik maliyet, risk ve getirilerinin uzun vadeli bir sözleşme ile kamu ve özel sektör arasında paylaşılması yoluyla gerçekleştirilen bir finansman modeli olarak tanımladı. KÖİ modelinin özelleştirme olmadığına ve bu modelde özelleştirmenin aksine mülkiyetin devlette kaldığına dikkat çeken Yılmaz, kamu özel işbirliği modelinde yakın gözetim ve denetim olduğunu belirtti. Bütçe kısıtlamaları ve ilave kaynak ihtiyacı söz konusu olduğunda bu modelin projeleri daha kısa sürede hayata geçirebilmek, finansman maliyetini uzun bir süreye yaymak, inşaat ve işletme maliyetlerinde etkin olmak ve özel sektörün işletme deneyimlerini kamu altyapı ve hizmetlerine aktarabilmek gibi avantajları olduğunu kaydetti. Dünyada enerji santrallerinden havaalanlarına, limanlardan hastanelere ve demiryollarına kadar pek çok uygulama alanı olan bu modelin KKTC’de içme suyu temini projesi ile gündeme geldiğine değinen Yılmaz, konuyla ilgili olarak adadaki genel çerçeveyi de değerlendirerek sözleşme hazırlığının önemine ve bu modeli uygulamadan önce sağlıklı veri sağlanması, hukuki ve teknik danışmanlık hizmeti alınması, risk analizi ve risk paylaşımlarının iyi yapılması ve ulusal politika çerçevesinin çizilmesi gerektiğine dikkat çekti. Genç: “Dünyanın sınırlarını aşmayı başarmış ülkeler ve insanlar gibi bizlerin de ülkemizi ve kaynaklarımızı çok daha iyi yönetebilmemiz, bunu yapabileceğimize inanmamız gerekiyor” Yılmaz’ın ardından KTTO Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Genç “Özel Sektör Perspektifinden Kamu Özel İşbirliği Modeli” hakkında değerlendirmelerde bulundu. Tarihsel süreçte çok zor dönemlerden geçen Kıbrıs Türk halkının bir kısmının göç ettiğini, kalanların ise gittikçe bozulan bir kamu düzeni içerisinde gelecekle ilgili ümitlerini yitirmekte olduğunu dile getiren Genç, “kamusal reform yapmakta çok geç kalındı; hem bugünü kurtarmak hem de geleceği daha iyi şekillendirebilmek için yapısal reformlardan başka çare yoktur. Dünyanın sınırlarını aşmayı başarmış ülkeler ve insanlar gibi bizlerin de ülkemizi ve kaynaklarımızı çok daha iyi yönetebilmemiz, bunu yapabileceğimize inanmamız gerekiyor” dedi. Yatırımların ekonomik kalkınmada önemli olduğuna ve bunun da kaynak gerektirdiğine değinen Genç, özel sektör ile işbirliği yapılarak gerekli kaynak ihtiyacının sağlanabileceğini ve özel sektörün becerisinden faydalanılması gerektiğini söyledi. “Suyun yönetimi konusunda amaç, su arzının rekabet edebilir maliyetlerde, kaliteli ve kesintisiz olarak tüketiciye ulaşmasının sağlanmasıdır” diyen Genç, bu amacı gerçekleştirmek için suyun yönetimi ve işletmesi konusunda doğru modelin KOİ olduğunu belirtti. Bu modelin başarılı ve başarısız olmasına etki edecek unsurların en başında ihale süreci, sözleşmeler, denetleme ve düzenleme olduğunu kaydetti. Genç sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomik ve siyasi zorluklarla dolu bir dönem yaşayan KKTC için büyük bir kazanım sağlayacak Türkiye’den su temini projesinin yönetimi ile ilgili tarihi bir karar aşamasındayız. İleride sorgulanacak bu kararın sorumluğunu hissederek dünyadaki modelleri yakından takip ettik ve KOİ modelinin başarılı ve başarısız örneklerini inceledik. İnsanların ve ülkelerin refah düzeyini artıracak, sadece su konusunda değil diğer alanlarda da uygulanabilecek bir model olduğuna inandığımız için KOİ modelini destekliyoruz”. Sunumlar sonrasında Yılmaz ve Genç katılımcıların sorularını yanıtladı. KOİ modelinin detaylarına ilişkin merak edilenlerin cevaplanması ile seminer son buldu  
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 7 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 448 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 116709