Table 'ziyaret' is marked as crashed and should be repaired

"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

HABERLER

Rusya, Türkiye -Suriye 1998 anlaşmasını sona erdiriyor !

Rusya, Türkiye ile Hafız Esad arasındaki 1998 anlaşmasını sona erdiriyor – Elijah J. Magnier 03 Şubat 2016 Rusya, Türkiye-Suriye sınırına dair yeni angajman kuralları belirledi Rusya, Suriye, İran ve Hizbullah güçlerinin ortak operasyon odasından üst düzey bir yetkilinin açıklamasına göre, Rusya, Türkiye-Suriye sınırına dair yeni angajman kuralları belirledi. Yeniden hava kuvvetleri ve Suriye kara ordusundan ve Suriyeli MİG-29 uçaklarından oluşturulan bir filo Rus MİG’lerine eşlik edecek oluşturulan bir birlik Suriye sınırına giren her Türk uçağına roketlerle karşılık verecek. Yetkili kaynak şunları söyledi: “Türkiye’nin dayattığı, 1998 yılında Hafız Esad’la yapılan anlaşmaya[1] göre; Suriye uçakları Türkiye-Suriye sınırına 15 kilometre mesafeden öteye yaklaşmayacak. (Bu anlaşmayla, Türkiye’nin Suriye sınırına 10 bin asker yığıp işgal tehdidinden sonra Suriye, Kürt lider Abdullah Öcalan’ı sınır dışı etti.) Ayrıca sınırın bu mesafesinde Suriye’nin belirlenen sayıyı geçecek askeri unsurlar bulundurmaması konusu anlaşmaya dahil edildi. Fakat bu geçmişte kaldı ve şu anda yok hükmündedir.” Kaynak sözlerine şöyle devam etti: “Artık kitaplarda yerini alan; İskenderun’un gasp edildiği gerçeğini, kitap aralarından çekip çıkarma zamanıdır. Artık Türkiye’nin Suriye’nin helikopterlerini düşürdüğü şimdiki zamandayız. Bundan sonra Türkiye’nin eski devirdeymiş gibi kendi çıkarları için Suriye toprakları üzerinden faydalanmaya kalkışmasının devri geçmiştir. Suriyeli Türkmenleri destekleme adı altında Şam yönetimine karşı silahlı gruplara silah göndermek için Suriye toprakları üzerinde bir tampon bölge kurma arzusunun hiçbir geçerliliği yoktur. Rusya’nın doğrudan müdahalesi radikal bir değişim sağladı. Özellikle geçtiğimiz yılın sonuna doğru Rusya’nın Sukhoi Su-24 uçağının Türk F-16’ları tarafından düşürülmesinden sonra durum tamamen farklı oldu. Hem stratejik kayıplar hem de İstanbul’un ekonomik kayıpları düşünüldüğünde, Türklere maliyeti açısından Rus Sukhoi’si, dünyanın en pahalı uçağı oldu. Rusya, uçağı düşürüldüğünden bu yana Sukhoi Su-30 uçakları getirmeye başladı. Bunlar hava üstünlüğüne sahip uçaklar olarak kabul edilir. Keza S-400[2]hava savunma sistemi inşa etti. Bu silahlar hemen hemen bütün Lazkiye kırsalında kullanıldı ve Türkiye’nin askeri kolu olarak tabir edilen “Türkmen direnişini” kırdı. En önemlisi bu kazanımın Suriye ordusunda yarattığı moral ve motivasyondur. Ayrıca Suriye hava filosunu genişletti; MİG-29’lar, MİG-29s oldu ve güdümlü R-77 füzeleri yer aldı. (Kurulan gelişmiş radar sistemleri ZHUK-N türünü içermektedir. Bu sistem, yaklaşık olarak 10 hedefi aynı anda takip edebilme ve aynı anda 4 hedefle çatışabilme özelliğine sahip. Genişiliğ 5 kilometre olmak üzere yaklaşık 120 kilometrelik alanı kontrol edebilir ve aynı anda hedeflere füze ateşlemesi yapabilir.) Keza Suriye, elektronik parazit ve diğer müdahaleleri önleyecek biçimde donanımları güncellenmiş savaş uçaklarını arttırdı. Şu anda elinde halihazırda kullanabileceği gelişmiş füzeler ve yüksek hassasiyetli KAB-500-E bombalar mevcuttur. Hassas güdümlü KAB-500S-E bombalar, Batı’nın arazileri hedef alan GPS sistemi gibi değil, Rusya’nın GLONNAS sistemi üzerinden inşa ettiği bombalardır.[3] MİG-29s uçakları da, en gelişmiş dördüncü nesil uçakları sayılmaktadır. Yetkili kaynağın belirttiğine göre Rusya, “Suriye’den rutin Türkiye sınırında Rusların bombalama kapsamına giren alanı belirlemek üzere devriyeler çıkarmasını ve bunun için  Suriye savaş uçaklarına yetki veren yeni angajman kurallarıyla ilgili prosedürleri yerine getirmesini talep etti. Özellikle MİG-29 uçaklarının sınır ihlaline yeltenen herhangi bir Türk hedefle hava çatışmasına girmesini istedi. Suriye’nin 1998’den beri kaybettiği mutlak egemenliğini, aslında 2011’de ‘Suriye Devriminin’ başlamasıyla birlikte Türkiye’den geri alması gerektiği açığa çıktı. Ama bugün Suriye hava kuvvetlerine verilen bu geniş yetkilerin eski kurallara geri dönüşü yoktur. Fazlasıyla bir özgüvenle hareket etmeyi gerektirmektedir. Bu özgüven aynı zamanda güç de kazandırmaktadır. Özellikle Rusya gibi bir süper gücün Şam’ı korumasının verdiği güçle şu anda sınırlarında askeri karakollarla ilgili prosedürü uygulamaya hazır.” Savaş alanına dair yetkili kaynak devamında şunları söyledi: “İstihbarat ve elektronik izleme kesin olarak göstermektedir ki, sahadaki silahlı gruplar birbirlerine düşmüş durumdalar. Bunun birinci sebebi yaşadıkları hezimettir. Arkasından grupların bölünmeleri, birbirlerini ihanetle suçlamaları, Lazkiye, Hama, Dera ve Halep kırsallarında Suriye ordusu ile Hizbullah güçleri karşısında kaybettikleri yerler için artık ‘zafer’ umudunun kalmaması, silahlı grupların çözülme sebepleridir. Şu anda Fetih Ordusu ve Nusra Cephesi’nden çok sayıda kopuş bekleniyor. Buna karşın Suriye ordusuna ve Ulusal Savunma Güçleri’ne gönüllü katılanların sayısı giderek artmaktadır. Rus ve Ürdünlü yetkililerin toplantısıyla geliştirilen koordinasyondan sonra muhalifler safındaki silahlı militanların sayısını küçültme ve onlara destek veren operasyon odalarının faaliyetini durdurma girişimleri yürütülüyor. Ayrıca Rusya’nın niyeti, Türkiye-Suriye sınırındaki çatışmaları tamamen bitirmek ve Türkiye’den silahlı gruplara uzanan bütün yolları kesmektir. Hatta Fırat’ın batısında Rus ve Suriye hava kuvvetlerinin ortak yürüttükleri operasyonlardaki hedef, silahlı gruplara uzanan askeri ya da sivil bütün kanalları kesmektir. Böylece Rusya, çatışmanın olduğu bütün Suriye coğrafyası üzerinde askeri anlamda dizginleri eline aldı, aynı zamanda Pazartesi günü[4] başlayacak olan Cenevre görüşmelerinde de siyasi anlamda dizginleri eline almış oldu. Rusların, “askeri anlamda bir şey alamadıklarına göre muhaliflere verilecek herhangi bir şey yok” üzerine kurguları vardır. Öte yandan Selefilerle iş yapan (Nusra, Ahrar’uş Şam gibi, onlara biat eden ya da saflarında savaşan) hiçbir grubu kabul etmeme kararlılığı var. Ayrıca Rusya, Cenevre görüşmeleri devam ederken de askeri ilerlemeyi durdurmamaya kararlı. Bu konuda Birleşmiş Milletler bünyesinde bir anlaşma sağlamaya ve müzakerenin bütün dizginlerinin Şam ile Kremlin’in ellerinde olduğunu göstermeye kararlı.” [1] Adana Mutabakatı ya da Protokolü olarak bilinen ve iki ülke arasında 20 Ekim 1998 tarihinde yapılan anlaşma. (Ç.N.) [2] S-400, yeni nesil Rus yapımı bir kısa-orta-uzun menzilli hava savunma füze sistemidir. (Ç.N.) [3] Rusya tarafından geliştirilmiş ikinci kuşak bir küresel uydu konumlandırma sistemidir. Dünyanın GPS’den sonra ikinci işler hale gelmiş uydu konumlandırma sistemidir. (Ç.N.) [4] Bu makale 1 Şubat 2016 tarihinde yayımlandı. (Ç.N.) [Al Rai Media’daki Arapça orijinalinden Hamide Yiğit tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir.] Kaynak: http://sendika9.org/2016/02/rusya-turkiye-ile-hafiz-esad-arasindaki-1998-anlasmasini-sona-erdiriyor-elijah-j-
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Table 'ziyaret' is marked as crashed and should be repairedTable 'ziyaret' is marked as crashed and should be repaired
Aktif ziyaretçi sayısı: 8 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 0 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 0