"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Çevreyi neden korumalıyız?

Bugüne kadar kendinize hiç bu soruyu sordunuz veya düşündünüz mü? Hemen hemen tüm faaliyetlerde çevre, çevre kirliliği, çevresel etki gibi kavramlardan bahsediliyor, peki nedir bu çevre? Çevre, aslında içinde yaşadığımız yaşam ortamı; İçtiğimiz su, soluduğumuz hava, gıdamızı ektiğimiz toprak, yüzdüğümüz deniz, yediğimiz balık, dostumuz köpek, kokladığımız nergiz, oksijen aldığımız ağaçlar, bin yıl boyu bize en güzel gıdayı takdim eden zeytin ve biz insanlar! Hepimiz çevrenin bir bileşeniyiz ve çevreyi oluşturuyoruz. Yaşadığımız ortamda insanıyla, hayvanıyla, bitkisiyle, canlısıyla cansızıyla her bir unsurun bir görevi var ve bunlar tıkır tıkır işleyen bir saat gibi denge içinde görevlerini sürdürüyorlar; Bu dengeye ekolojik denge diyoruz; eğer insanoğlu yaptığı faaliyetlerle bu dengeye bir çomak soktu mu, işte o zaman bu denge bozulup, çevre kirlenmesi başlıyor. 7 Doğada bir denge ve birbiri ile sürekli etkileşim halinde canlılar ve besin zinciri var. Örneğin fareleri ortamdan yok ederseniz bununla beslenen yılan, tilki, çakal ve yırtıcı kuşlar açlıktan ölür. Veya tersi durumda yılan, kedi, tilki veya yırtıcı kuşlar yok olduğunda, yaşam ortamları fare istilasına uğrar. Farelerin artmasıyla tarladaki sebze ve meyveler zarar göreceği gibi bulaşıcı hastalıkların yayılmasına sebep olur. Denizel ortamda da bir besin zinciri vardır, balıklar diğer deniz canlıları ile diğer deniz canlıları ise böcek, larva veya deniz yosunları vb. ile beslenir. Biz denizlerimize atıklarımızı boşaltıp kirlettikçe, ortamda ışık geçirgenliği ve oksijen azalır, bulanıklık artar. Böylece oksijenle yaşamını sürdüren canlılar ortadan kalkar. Besin zincirinin son halkası insandır. İnsan hem hayvan hem de bitkilerle beslenir. Hayvanların bir kısmı bitkilerle bir kısmı etle beslenir. Kısacası zincirin bozulması, türlerden birinin azalmasına, diğerinin çoğalmasına neden olur. Bu dengenin bozulması ise zincirin son halkası olan insan soyunu tehdit eder ve insan soyu ortadan kalkabilir. Bu noktada tekrar başlığa çevreyi neden korumalıyız? Sorusuna dönersek; Çevreyi; kendimiz, çocuklarımız, torunlarımız, bugünü ve geleceği sağlıklı ve mutlu yaşayabilmek için korumak zorundayız! Soluduğu havası zehirli gazlarla kirlenmiş, yediği gıdalarına kanserojen maddeler bulaşmış, içtiği veya toprağını suladığı suya atıklar karışmış, yediği balıkta ağır metaller bulunan; klakson, satıcı sesi veya özellikle yaz aylarında eğlence mekanlarının yüksek müzikleri nedeniyle uyku uyuyamayan bireylerin sağlıklı ve mutlu olmasını bekleyebilir misiniz? Toprak, su hava gibi alıcı ortamlar, sonsuz değildir. Onların da kirliliği bir taşıma kapasitesi vardır. Yıllar boyu ağaçları kesip beton yığınları diken; her türlü atıksuyunu denize, nehire, göle, dereye boşaltan; havaya, başta karbondioksit olmak üzere zehirli gazları boca ederek iklimlerin değişmesine neden olan, en verimli tarım arazilerine sanayi tesisleri kuran, hem zeytincilik kanunu çıkarıp, hem de binlerce zeytin ağacı kesen; tüm bu yaptıklarından dolayı doğal ve temiz gıdalarla beslenemeyen insanoğlu, neden hala çevreyi kirletmekte ısrar eder ve neden ben kanser oldum, diye düşünür durur, acaba?  
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 8 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 384 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 152775