"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Su Yasası Değişiyor

1 Eylül 2014   1926 yılında çıkarılan Sular Hakkında Kanun, artık günümüz koşullarına uygun olmadığı gerekçesiyle değiştiriliyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni Su Kanunu Tasarısı ile akarsularımız (nehir,dere,çay vb) 29 yıllığına özel sektöre kiralanabilecek ve alınacak kira ücretleri Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek. İnsanın aklına bu noktada hemen daha geçen hafta, Siirt Botan Çayında özel sektör tarafından akarsu üzerinde işletilen ve vatandaşlarımızın ne yazık ki canına mal olan HES kazası geliyor ve içimden eyvah! diyorum. Su Politikaları  Uzmanı ve Hidropolitik  Akademisi Başkanı Dursun Yıldız,”Tasarının ihtiyaca cevap verecek ölçekte olmadığını, bu şekliyle yasalaşırsa sıkıntılara yol açacağını ifade ediyor. Su yasasının AB Su çerçeve direktifini esas aldığını, su temini ve su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda çok hassas davranılması gerektiğini” vurguluyor. 7800 Taslak, su yönetiminde; Su Yönetimi Yüksek Kurulu,SuYönetimi Koordinasyon Kurulu, Havza Yönetim Kurulu ve İl Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu'ndan oluşan yeni bir yapılanma öngörüyor. Aslında bu yapılanma yeni değil, zaten 1983 yılında çıkarılan. Çevre Kanunu'nda buna benzer bir yapılanma var! Mahalli Çevre Kurulları, Yüksek Çevre Kurulları adı altında bir sürü kurul o kanunda da vardı, hala isimleri var ama işlevleri ve etkinlikleri sıfır! Peki bu kurullarla çevreyi koruyabildik mi? Bu kurulların içinde uzun süre bulunmuş bir kişi olarak çok rahatlıkla söyleyebilirim ki ne yazık ki kocaman bir HAYIR! Korkum odur ki bu kurul isimleri ne kadar çok artarsa o kadar çok yetki karmaşası oluşur; ya kimin ne yapacağı belli olmaz, ya da Türk bürokrasisinin genel hastalığı olarak herkes topu kurullara havale eder! Zaten ÇMO Yönetim Kurulu Bşk.nı Baran Bozoğlu da bu noktaya dikkat çekiyor,“Şu an yönetimler birbirinden çok bağımsız şekilde hareket ediyor.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı başka bir politika izliyor, Orman ve Su İşleri Bakanlığı başka, Devlet Su İşleri ve Belediyeler ise daha başka bir politika izliyor. Yani çok başlı bir yapı var. Su Kanunu’nun bu çok başlı yapıya çözüm üretmesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum” diyor. Çok doğru söylüyor. Ancak bizim memlekette yine bürokraside şöyle bir hastalık daha var ki hiç kimse elindeki yetkileri bir diğeriyle paylaşmaz! Bu nedenle burada üzerine basarak diyorum ki,mevcut yasal mevzuatla bu kanunun eşgüdümü sağlanamazsa, 2 bakanlık arasındaki yetki karmaşası şu anki halinden çok daha keskin çizgilerle ortaya çıkacaktır. Yasada en can alıcı maddelerden biri de , "İhtiyaç olması ve potansiyelin de yeterli olması halinde havzalar arası su aktarımı yapılabilir" ifadesi! Fırat, Dicle gibi sınıraşan su havzalarımızın olduğu düşünüldüğünde,bu maddenin ne kadar önem taşıdığı daha iyi anlaşılacaktır. Kamuoyuyla henüz tam olarak paylaşılmayan Su Kanun Tasarısı çıkarılmadan önce ulusal ve uluslararası çıkarlarımızın kılı kırk yararak çok iyi değerlendirilmesine ihtiyaç ve zaruret olduğu açıktır.  
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 8 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 384 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 152775