ÜLKEDE SU BARIŞI DÜNYADA SU BARIŞI 

Genel

Su ve güvenlik

Dr. İsmail Kemal Doğal kaynaklar devletler için güç ve zenginlik kaynağıdır. Doğal kaynakları fazla olan ülkeler diğerlerine göre avantajlıdırlar. Elbette doğal kaynakları rasyonel ve doğru şekilde değerlendirmek çok önemlidir. Doğal kaynaklarını iyi kullanmayan ülkeler optimal sonuç elde edemezler. Halen dünyamızda doğal kaynaklar için jeo-politik rekabet yaşanıyor. Giderek önem kazanan doğal kaynaklardan biri sudur. Su kaynakları konusundaki rekabet artacak. Bu kaynağa sahip olanlar önemli avantajlara sahip olacaklar. Su konusu Kıbrıs’ta bizi de yakından ilgilendirir. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın talebi üzerine Amerikan istihbarat örgütleri tarafından hazırlanan 2 Şubat 2012 tarihli “Küresel Su Güvenliği” (Global Water Security) başlıklı raporda konu detaylı olarak analiz ediliyor. Raporda su kıtlığı, kalitesiz su ve sel felaketlerinin gelecek 30 yıl içinde ABD güvenliğini nasıl etkileyeceği inceleniyor. Rapora göre Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Güney Asya önümüzdeki dönemde ciddi su sıkıntısı yaşayacak. Raporda, içinden geçtikleri ülkeler ABD için önemli olan İndus, Ürdün, Mekong, Nil, Fırat, Dicle, Amu Derya ve Brahmaputra nehirlerinin durumu ve geleceği ele alınıyor. Raporun özetini internette bulup okuyabilirsiniz. Hindistanlı Prof. Brahma Chellaney, Project Syndicate sitesinde yer alan “The battle for water” (Su için mücadele) başlıklı makalesinde doğal kaynak olarak suyun diğer doğal kaynaklardan farkını vurgular. Diğer doğal kaynakların yerini başka bir şey alabilir ama suyun yerini başka bir şey alamaz. Diğer doğal kaynakları ithal etmek mümkündür. Su ithal etmek zordur. Su petrolden daha ağırdır. Uzun mesafelere taşınması çok daha pahalıdır. Prof. Chellaney, borularla su taşımanın da pahalı olduğuna işaret ediyor. Bu bağlamda, Türkiye’den Kıbrıs’a borularla su getirilmesi projesi ilginç bir projedir. Prof. Chellaney’in dikkat çektiği bir diğer nokta suyun hem hayat, hem de ölüm kaynağı olması gerçeğidir. Su olmadan hayat olmaz. İnsanlar ilk medeniyetleri nehir kıyılarında kurmuşlardı. İnsanları yok eden doğal afetlerin çoğu da su kaynaklıdır. Sel felaketleri, tsunamiler çok sayıda insanın ölümüne, büyük maddi zarara yol açabiliyor. ABD’deki Katrina felaketini hatırlayalım. Su içindeki mikroplar, su ve bataklıklarla bağlantılı sıtma ve benzeri hastalıklar da çok can alabiliyor. Kısacası su hem hayat ve refah, hem de ölüm ve felaket kaynağı olabilir. Su kaynaklı ölümlerin bir kısmını önleyebiliriz, bir kısmını önlememiz ya çok zor, ya da imkânsız. İnsanlar için en önemli olan içme suyudur. Küresel ısınma içme suyu kaynaklarının azalmasına neden oluyor. Ekonomik ve demografik faktörler dünyanın birçok bölgesinde içme suyu sorunu yaratıyor. Prof. Chellaney, yaşam tarzındaki değişimin ve gelir düzeyi artışının su kıtlığını artırdığını vurguluyor. Örneğin insanların et tüketimi hızla artıyor. Et üretimi için gerekli olan su miktarı, bitki üretimi için gerekli su miktarından çok fazladır. Dünyada et tüketiminin hızla artmakta olması su kaynakları üzerinde baskı oluşturan önemli faktörlerden biridir. Tabii, bu konuda etkili olan başka faktörler de var. Azalan su kaynakları nedeniyle ülkeler arasında anlaşmazlık yaşanması giderek ön plana çıkıyor. Bunun en son örneği Etiyopya ile Mısır arasında yaşanan gerginliktir. Etiyopya’nın Mavi Nil nehri üzerine baraj inşa etme projesi Mısır’ın sert tepkisine neden oluyor. Mısır, bu konuda gerekirse askeri yöntemlere başvurma tehdidinde bulundu. Su kaynaklarının azalmakta olduğu bölgelerde bu tür anlaşmazlıkların giderek artması bekleniyor. ABD istihbarat örgütleri raporunda su konusunun önümüzdeki dönemde önemli bir güvenlik konusu olacağı belirtiliyor. BM’nin su konusunu güvenlik konusu olarak kabul etmesi talebi var. Prof. Chellaney, ciddi su sorunu yaşayan ülkelerin “başarısız devlet” (failed state) konumuna düşmemeleri için 30 eski devlet veya hükümet başkanının yaptığı çağrıya ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın su konusunu “ABD dış politikasının önemli ilgi alanları” arasına katmasına dikkat çekiyor. Dünya Bankası’nın tahminlerine göre ekonomik kalkınma temposunu sürdürebilmek için Güney Kore, Hindistan, İsrail, Mısır gibi ülkeler su kıtlığı nedeniyle yüksek fatura ödüyorlar. Su kaynaklarının giderek azalması suyun ticari bir araç haline gelmesi sonucunu doğuruyor. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde tüketicilerin su için çok daha fazla para ödemeleri gerekecek. Su kıtlığı, kirli suların ve deniz suyunun arıtılması gibi önlemleri gerekli kılıyor. Tabii, bunlar da pahalı işlemler. ABD istihbarat örgütleri raporunda su yönetimi teknolojilerinde ve su politikalarında önümüzdeki 30 yılda önemli değişiklikler beklenmediği aktarılıyor. Ülkelerin su politikalarında kültürel normların önemli rol oynamaya devam edeceği de belirtiliyor. ABD, süper güç olarak gelecek 30 yılda su konusunu kendi güvenliği açısından inceliyorsa, Kıbrıs dâhil su sıkıntısı yaşanan bölgelerde herkesin böylesi analizler yapmasında, Kıbrıs’a Türkiye’den su getirilmesi konusunu bu çerçevede incelemekte yarar var. Kaynak: http://londragazete.com/haber_detay.asp?haberID=11091-10 Ağustos 2013
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış