"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Küresel bir "mal" olarak Su

Küresel bir mal olarak su Küreselleşme, en basit anlamda, yerkürenin farklı bölgelerinde yaşayan insan, toplum ve devletler arasındaki iletişim ve etkileşim derecesinin “karşılıklı bağımlılık” kavramı çerçevesinde giderek artması olarak tanımlanabilir. Küreselleşme; ulaşım ve iletişim maliyetlerini çok azaltan, malların, hizmetlerin, sermayenin ve insanların sınırları aşmasının önündeki engellerin kalkmasını sağlayan ülkelerin ve dünya halklarının bütünleşmesi olayıdır(1) Çevre konusu, özellikle 1990’lı yılların başlarından itibaren küreselleşmeyle birlikte  anılan  en  önemli  konulardan  biri  haline  gelmiştir.  Küresel  ısınma,  hava  kirliliği, nükleer ve kimyasal atıklar, kuraklık ve sel felaketleri, biyo-çeşitlilik ve türlerin yok oluşuna ilişkin sorunlar, asit yağmurları, deniz, göl ve akarsu kirliliği gibi problemler küreselleşme süreci ile ilintilidir Bu tip sınır aşan sorunlar birden fazla ülkenin sosyal faaliyetleri sonucu ortaya çıkan dışsallıkları içermektedir. Bu tip dışsallıklar çoğunlukla birikimli, uzun vadeli, birden fazla coğrafi bölgeyi ya da nesli etkileme kapasitesine sahip olan dışsallıklardır. Küreselleşeme sürecinin  hızlanmasıyla  birlikte,  çevre sorunlarına yönelik  ulus devlet bazında mücadelenin yerini, küresel bir nitelik kazanan ve bu konularla ilgili küresel düzeyde işbirliği süreci almıştır. Küresel  çevre  sorunlarının  çözümünde  ve  politikalar  oluşturulması  sürecinde küresel kamusal mallar teorisinden yararlanma düşüncesi oldukça yenidir. Çevrenin kamusal bir mal  olarak ele alınması, dahası küresel kamusal mal olarak değerlendirilmesi, küresel düzeydeki çevresel  sorunların çözümünde, sorunların ele alınış biçimlerine de yeni bir bakış açısı getirmiştir. Küresel  kamusal  mallar  kavramı,  ilk  kez  Birleşmiş  Milletler  Kalkınma Programı    (UNDP)  tarafından  hazırlanan  “Global  Public  Goods:  İnternational Cooperation  in  the  21.Century”,  adlı  çalışma  ile  gündeme  gelmiştir.  Dolayısıyla,  küresel   kamusal   mallar   kavramının   tanımlanmasında   öncelikle   ele   alınması  gereken tanım, adı geçen çalışmadaki küresel kamusal mallar tanımıdır[1]. Buna göre,  faydası  ülkeler,  insanlar  ve  nesiller  (bugünkü  ve  gelecekteki)  açısından  büyük  ölçüde  evrensel  olan  mallara  küresel  kamusal  mallar  adı  verilmektedir (2) BM  Gelişme  Programı’nın  küresel  kamusal  mal  tanımında  iki  kriter öne çıkmaktadır. Birincisi, bu malların toplumsal oluşu, tüketiminde rekabetin bulunmaması  ve  faydasından  kimsenin  hariç  tutulamaması  özellikleridir  ki bunlar,  kamusal  malların  temel  belirleyicileridir.  İkinci  kriter  ise  faydalarının tüm  ülkeleri,  insanları,  bugünkü  ve  gelecek  nesilleri  içine  alacak  şekilde “evrensel benzeri” (quaiseuniversal) özellik taşımasıdır.(3) Dünya  Bankası’nın  tanımlamasında  ise,  küresel  kamusal  malların belirleyicisi  olarak  sınır ötesi  dışsallıkların  varlığı  ve  bu  dışsallıkların  elde edilmesi için bu malların üretiminde ülkelerin ortak çalışmalarının bulunması gerektiği  ve  finansmanının  da  ortak  olarak  sağlanması  ile  bu  tür  malların yetersiz üretiminin önüne geçileceği belirtilmektedir[1] Konuyla  ilgili  literatürde  küresel,  uluslararası,  bölgesel  kamusal  mal kavramları  da  yer  almaktadır.  Bu  ifadeler  dışsallıkların  (fayda  veya  zararın) yayılma alanlarına göre anlamlandırılmaktadır. Eğer dışsallıklar küresel ölçekte gerçekleştiriliyorsa küresel mal olarak kabul edilmektedir. Buna örnek olarak ozon tabakasının delinmesi gösterilebilir. Bu tip mal ve hizmetlerden ilkesel olarak global nüfusun tümü yararlanır ve faydası ülkeler, insanlar ve nesiller çerçevesinde evrenseldir. Buna göre, global kamusal mallar “dünya üzerindeki bütün bireyler (şu anda yaşayan bireyler ve gelecek kuşaklar) tarafından elde edilebilen, tüketiminde rekabetin ve kısıtlamanın bulunmadığı, herkesin yararlanabildiği ve finansmanının global olarak sağlandığı faydalar” olarak nitelenebilir(4) Çevre  kamusal  malının  küresel  nitelik  kazanabilmesi  için  bazı  özellikleri  taşıması gerekmektedir. Bunlardan birincisi, yaratılan dışsal faydanın birden fazla  ülkeyi etkilemesi şarttır. Bu etki, bir bölge ile sınırlı ise bölgesel, dünyanın önemli  bir  bölümünü  ilgilendiriyorsa, küresel  kamu  malı  olmaktadır.  Ayrıca,  bir  malın  küresel  kamu  malı  olabilmesi  için  geniş  bir  sosyo-ekonomik  grubu  etkisi  altına  alması gerekmektedir. Küresel çevre malının diğer bir özelliği de, birden fazla nesli  etki altına almasıdır. İnsanoğlunun ortak kullanımına konu olan ve yaşamın sürmesi için gerekli olan okyanuslar, ozon tabakası, atmosfer, su kaynakları, hava, biyolojik varlıklar v.b. bu grup içerisinde ele alınabilir.Literatürde  küresel  kamusal  mal  olarak  kabul  edilen çevre ile ilgili başlıca  mallar(5) aşağıda belirtilmiştir.
Küresel  düzeyde  ele  alınan  çevre  sorunlarının  dört  temel  özelliği  olduğu söylenebilir.  Bunlar;  dışsallıklar,  çevrenin  kamusallığı,  açık  erişim  ve  çevrenin  küresel kamusal mal olma niteliğidir.
Çevre  sorunlarının  iktisat  yazınında  en  fazla  incelenen  yönü,  dışsallıklar  boyutudur. Negatif dışsallıklara çevresel kirlenme olaylarında sıkça rastlanmaktadır. Deniz veya akarsu kenarında bulunan bir sanayi tesisinin atıklarını arıtmaya tabi tutmadan denize veya akarsuya akıtması, zehirli kimyasal atıklar ile yeraltı suyunun kirletilmesi en yaygın örnekleridir. İktisat  literatüründe  dışsallık  kavramı,  dışsal  ekonomiler olarak da yer almaktadır. Olumsuz  bir  dışsallık  olan  çevre  kirliliği,  dışsal  maliyetlere  yol  açmaktadır. Dışsal  maliyetlerin  iki  temel  özelliği  bulunmaktadır.  Bunlardan  birincisi,  piyasa sürecinde  fiyatlandırılamaması,  dolayısıyla  piyasa  sürecinin  dışında  olmalarıdır.  İkinci  özelliği  ise,  yüklenildiği  bireyin  ya  da  grubun  önceden  bilgisi  ve  rızası  olmadan  ortaya  çıkmalarıdır.  Çevre  sorunlarına  konu  olan  dışsallıkları  üç  grupta  incelemek  mümkündür.  Bunlar;  üreticiden  başka  bir  üreticiye  yüklenen  dışsal  maliyetler,  üreticiden  tüketiciye  yüklenen  dışsal  maliyetler  ve  tüketiciden  diğer tüketicilere yüklenen dışsal maliyetlerdir. Scitovsky negatif dışsallıkları dört ayrı şekilde incelemiştir. Bunlar, komşular arasında sıkça görülen “rahatsızlık verici dışsallıklar (nuisance externalities)”; bir malı ek bir kişinin kullanması ya da bir kişinin ek kullanımının diğer kullanıcıların faydasını azaltması ya da diğer bir kullanıcıyı dışlaması şeklinde ortaya çıkan “kapasite dışsallıkları (capacity externalities)”;toplam arz stokunun sabit olmasından kaynaklanan “arz dışsallıkları (supply externalities)”; ve klasik çevre kirliliğinin yol açtığı “çevresel dışsallıklar (environmental externalities)” dır (6). Bir başka açıdan dışsallıklar, piyasa mekanizmasına yansımayan  fayda  ve  maliyetlerdir.
Yeni Kamu Yönetimi (YKY) Yaklaşımı Özellikle az gelişmiş ülkelerin bütçelerinin yetersizliği, iç ve dış borçlarının artışı ve mali kaynakların verimli sektörlere tahsis edilememesi gibi nedenlerle artan finansman sorunları kamu hizmetlerinin arzında büyük aksamalara neden olmaktadır. Bu durum yeni yöntem arayışlarını başlatmakta ve kamu hizmeti olarak bilinen birçok alanda özel sektörün gerek yatırım gerekse işletme aşamalarında yer almasını sağlayacak modeller oluşturulmaktadır. Bir diğer deyişle kamu hizmeti verilen alanlar daraltılmakta ve bu hizmetler, piyasa koşullarının serbest pazar ilişkilerine terk edilmeye başlanmaktadır. Küresel ölçekte geliştirilen bu politikaların ana ekseni mevcut kamu kurumlarının görev ve sorumluluklarının bir bölümünün özel şirketlere devredilmesi olarak ortaya çıkmaktadır.
8
1980’li yıllarda, neo-liberal düşüncenin etkisiyle, kamu yönetimi anlayışı, siyasal ve akademik alanda önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bir tarafta neo-liberal yaklaşımın etkisi ile sınırlı bir devletle ekonomik, etkin ve etkili kamu hizmet sunumu sağlayabilecek yeni yönetsel yapılar oluşturulması gerektiği ileri sürülmekte[1] YKY yaklaşımı, klasik kamu yönetimi ile özel sektör yönetim anlayışı arasında çok özel bir yerde bulunmaktadır. Değerleri, normları, teknikleri ve kamu sektörü yönetimine dönük yönetim pratiklerini içermektedir. YKY ile insanların yönetimine öncelik verilmekte, kaynaklar ve programlar, yönetim faaliyeti, süreci ve düzenlemelerine göre belirlenmektedir[2]. Kamu kesimine karşı, hantallık ve başarı eksikliği nedeniyle duyulan hoşnutsuzluktan böylece kurtulmanın mümkün olduğu; böylece içinde  bulunulan ekonomik koşullarda kaynak kullanımında optimalliğin sağlanabileceği YKY yaklaşımının temel çıkış noktasıdır[1] YKY aslında uzun zamandır bilinen özel sektör piyasa yöntemlerini ve rekabetçi mekanizmaları, bu kez kamu yönetimi için önermektedir   2
Kamu Özel Sektör Ortaklıkları Önerisi Küreselleşme süreci ile birlikte dünya genelinde kamusal hizmetler piyasalaştırılmaya  başlanmıştır. Özelleştirmelerle başlayan süreç kamu özel sektör ortaklıkları (KÖSO) ile yeni bir aşamaya geçmiştir. KÖSO’lar bu bağlamda tüm ülkelerde hızla yaygınlaşmaktadır Çevrenin korunması ve halkın sağlığı gibi hassas konularda teknik ve yasal güvence sağlama;Belediye / belediyeler birliği/ devlet ile özel bir şirket arasındaki geçmişi uzun yıllara dayanan bir işbirliği yöntemidir. Resmi makam hizmetin sağlanması için özel sektör firmasını görevlendirir. Kamu kuruluşu altyapının sahibi olarak kalır. Bu tam bir özelleştirme değildir. Bu işbirliği şekli, kamu hizmeti görevinin özel şirket işletmecisinin verimliliğiyle birleşmesini  sağlar. Bu durum kamu kuruluşlarının su politikası üzerindeki kontrollerini muhafaza ederek, uzman işletmecilerin yüksek seviyedeki tecrübelerinden yararlanmalarına da  olanak sağlar. YARARLANILAN YAYINLAR [1]Joseph E. STIGLITZ, Küreselleşme Büyük Hayal Kırıklığı, çev: Arzu Taşçıoğlu Ve Deniz Vural, 4.Basım, İstanbul: Plan B Yayıncılık, 2006, s.31. [2]Kaul  İnge,  Grunberg  İsabelle,  Stern  Marc.  (2003).    Why  Do  Global  Public  Goods Matter Today?. In  İ. Kaul, İ. Grunberg ve M. A. Stern (Eds.), Providing Global  Public  Goods:  Managing  Globalization,  New  York:  Oxford University Pres. (3) The World Bank, Global Development Finance, Washington DC.  2001 (4) ORTAÇ, Fevzi Rifat (2004), Global Kamu Malları ve Finansmanı, Ankara: Gazi Kitabevi,s.15 (5) [1] te Velde, D.W., Morrisey, O. And Hewitt, A. Allocating Aid to International Public Goods,  The World Bank, 2002, s.153-154. (6) SCITOVSKY, Tibor (1971), Welfare and Compatition, USA: Richard D. Irwin,Inc, p.274 (7) [1] KARCI, Şükrü Mert., “Yeni Kamu İşletmeciliğinin Temel Değerleri Üzerine Bir İnceleme”, Akdeniz Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, 16, 2008, s.41. (8) ÖMÜRGÖNÜLŞEN Uğur.,, “The Emergence of New Approach to the Public Sector: The New Public Management”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 52, 1997, s.520 (9) MENGi Ayşegül., “Kamu Yönetimindeki Gelişmeler, Yerel Yönetimler ve Türkiye”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 1997, 52,s.506 (10) E.J Lane, New Public Management, Barnes Noble, Newyork USA, 2000, s.4-5
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 4 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 526 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 114853