ÜLKEDE SU BARIŞI DÜNYADA SU BARIŞI 

Genel

Paris İklim Zirvesi Nedir ne Değildir?

Geçmişini hatırlamayanların yazgılarında geçmişi yeniden yaşamak vardır (George Santayana) Yıl 1997. ABD Devlet Başkanı Bill Clinton Japonya’nın Kyoto kentinde küresel ısınmayı durduracağını söylediği  bir antlaşmaya imza atıp gururla ülkesine dönüyor. Ama daha uçaktan iner inmez tüm akademisyenlerin “hakaretine” maruz kalıyor. Akademisyenler “sen ne yapıyorsun, bu saçma sapan düşünce nereden çıktı çünkü dünya şu an zaten doğal döngüsünde küresel ısınma döneminde, sana insan kaynaklı ısınmanın da olduğunu kim söyledi” Ve Dünyanın bir numaralı adamı Bill Clinton hemen Kyoto bayrağını “pardon” diyerek o anda bırakıyor. Bu konuşmalar bir anlamda ABD’yi üniversitelerin yönettiğinin de açık bir kanıtı. Ve sonrasında Kyoto bayrağını Almanya alıyor. Kyotonun en büyük destekçisi Almanya Çevre Bakanı 2006 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesinde yaptığı konuşmada “kesinlikle bir karbon borsası kurulması gerekli” diyerek Kyoto’nun gerçekte bir ticari antlaşma olduğunu itiraf ediyor. Yani fakir ülkeler zengin ülkelere Karbon haklarını satacaklar. Peki ana hedef Karbonu düşürmek değil miydi? Dünyanın sonunu getirecek bir gazın borsası mı olur allahaşkına? ABD ise üniversitelerinin şerrinden korktuğundan ama bir yandan da bu pastadan pay alabilmek için Karbon azaltmaya söz verdi nasıl mı? Biyoyakıt kullanarak tabi. Dünyanın en büyük tarım arazilerine sahip ABD Kyotodan bu şekilde para kazanmayı hedefledi. Halen dünyanın uzak ara tarım ihracatçısı ABD biyoyakıt sayesinde ihracatını rahatlıkla ikiye katlayacaktır. Ama henüz bu konuda AB ile aynı görüşte değiller. Tabi Almanya’nın ciddi tarım alanları yok, özellikle soğuma dönemlerinde hiç tarım alanı kalmıyor da.. Yıl 2015, Paris’te değişen bir şey yok. Yine antlaşamamak üzere anlaşarak dağılıyorlar. Çok komik, anlaşamadıkları konularından biri dünya sıcaklığını 1.5 derecede mi tutalım yoksa 2 derece ile mi sınırlandıralım. Bunu söyleyenlerin kesinlikle iklim bilimi ile falan bir ilgisi olamaz. Bu abuk subuk konuşmaların temelinde aslında yukarıda ve aşağıda sıraladığımız olaylar var. Yani iklim korkusu ile suları özelleştirmek ve Kyoto’yu devreye sokarak geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelere zorunlu yeni teknoloji  satmak. Asıl hedefleri öncelikle insanları korkutarak dünyadaki suları özelleştirmek.. Ki bunu yapmaya başladılar bile. ÖZELLEŞEN SU ve TARIM Şu an dünyada özelleşen ve dünya nüfusunun şimdilik sadece %5'inin satın aldığı 1.2 trilyon dolarlık bir su pastası var. Toplam petrol ticaretinin 4 trilyon dolar olduğunu düşünürsek bu su pastasının  ne kadar büyük pasta olduğunu anlayabilirsiniz. Daha geriye %95'lik bir dünya nüfusunun olması, tüm gelişmiş ülkelerin ağzını sulandırıyor. Tarım ve Tohumculuk da çok önemli elbette. Çünkü; dünya nüfusu her 45 yılda bir %100 artıyor, dolayısı ile son yüzyılda insan üzerinde  müthiş bir su ve gıda baskısı oluşmaya başladı. Ve bu nedenle gelişmiş ülkelerde su konusunda, özellikle 1990 sonrası Pinatubo yanardağının neden olduğu çok sert kuraklığın ardından  detaylı çalışmalar başlatıldı. Örneğin, ABD sifonlarını 1 litre küçülttü. Tarımda damlamaya geçildi. Dünyanın en önemli kaynakları olan yeraltı suları için çok ciddi kanunlar çıkarıldı.  Ve bu çalışmalar sayesinde, gelişmiş ülkelerde suyun tarımdaki payı  %40’lara düşürülmüştü. Ancak ülkemizde sudaki tarımın payı wwf verilerine göre %89’larda. Yani hala ciddi anlamda su kullanma özürlüsüyüz. İklimler olması gerektiği gibi devam ediyor. 25 yıl önce bugün için neler olacağını söylediysek aynen oluyor ve devam ediyor, zaman zaman kuraklık, zaman  zaman da bol verim. Ama ülkemizde hala kuraklık planları yok. Örneğin günümüzde gelişmiş ülkelerin kuraklık için A,B ve C planları hazır. Bizlerin de mümkün olduğunca kurak dönemlere hazırlanması gerekiyor.Yer altı sularını kontrol altına alalım, havzalarda da kurak ve yağışlı dönemlerdeki tarım ürün desenlerini planlayalım. Bu planları yapabilirsek 2020 sonra soğuma döneminde, dünyanın önemli tarım alanlarına sahip ve akuakültür balıkçılığı açısından da zengin olan  Türkiye’nin kesinlikle dış borcu kalmaz.. DİKKAT……. Ve hepsinden de öte, Birleşmiş Milletler ve IPCC (hükümetler arası iklim komisyonu) gibi kurumların da dünyanın en büyük ticaret kurumları olduklarını unutmayalım. Bu kuruluşların hedefi düzenledikleri senaryolarla G-7’lerin ticaret hacimlerini arttırmaktadır. Dünya çapında kurulan bazı STK’lar da bu kuruluşların adına, gelişmekte olan ülkelerde insanları kandırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu kuruluşlara da dikkat.. Kenya kurucu devlet başkanı Kenyatta’nın şu sözünü hiç unutmayalım “Beyazlar Afrikaya geldiklerinde ellerinde İncil vardı bizde toprak, bize gözlerimizi kapatarak dua etmesini öğrettiler, gözümüzü açtığımızda bizde İncil vardı onlarda toprağımız” Özetle elimize şu an verilmek istenen “insan kaynaklı küresel ısınma yalanına dikkat edelim”. Halen gerçek bilimde insanoğlunun bu ısınma üzerinde etkisi olabilir mi olmaz mı tartışmaları vardır. Bana göre bu olasılık “Sıfır”dır. Çünkü doktora konum iklimlerdir. Jeobiyokimya  bilimi çalışan herkes de bunu bilir. Ayrıca biz bu konuları konuşurken dünyanın da önde gelen tarım alanlarından Ege ovaları hem jeotermal hem de sanayi kirliliği baskısı altında devre dışı kalmaya başladı. Yani biz önce bu kirlilik işini çözelim. Ekecek temiz tarım toprağı kalmadıktan sonra,  yağmur yağsa ne olur, yağmasa ne olur. Dikkat ederseniz Kyoto’nun temelinde de su ve tarım var. Çünkü dünyada her zaman hep “Bir Numara” olacak tek bir sektör var. O da Tarım sektörüdür. İklim demişken Kur’an-ı Kerim’de ya da  İncil’de Hz.Yusuf  Peygamberin hayatını okuyunca insanoğlunun binlerce yıl öncesinden iklimlerin nasıl değiştiğini bildiğini göreceksiniz. Kura’da Yusuf Suresinin 43-49. ayetler arasını iyi okuyun… Çok fazla film de yapılmıştır “Hz.Yusuf” adı altında. Bu film aslında iklimsel değişimleri içerir. Yani Türkiye’de ciddi anlamda bir bilim kuraklığı var sanırım…..Çünkü insanoğlunun binlerce yıldan bu yana bildiği ve ona göre önlemler aldığı iklimsel değişimleri dahi bilmiyoruz. İklim konusunda yüzden fazla TV programına katıldım, iklimleri öğrenmek isteyenler için bunlardan birini aşağıdaki TRT’de katıldığım bir linki gönderiyorum https://www.youtube.com/watch?v=pzcvLtwl1O0&feature=youtu.be sorularınızı çekinmeden sorabilirsiniz. Prof.Dr.Doğan YAŞAR Çevresel Yerbilimleri Bölüm Başkanı. dogan.yasar@deu.edu.tr
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış