ÜLKEDE SU BARIŞI DÜNYADA SU BARIŞI 

Genel

Doğu Akdeniz'de Küresel Satranç Sürüyor !

Akdeniz, tarihi boyunca çok yoğun bir karşıtlığın yaşandığı dinamik bir iç deniz olmuştur. Bu kadar yoğun karşıtlığın yarattığı dinamik, Akdeniz’i dünyanın en önemli havzalarından biri olarak günümüze kadar getirmiş ve bu nedenle hep dünyanın önemli merkezi olarak görülmüştür. Bundan 4500 yıl önce ise Doğu Akdeniz’de,  kıyıdan çok fazla ayrılmamaya çalışarak, ilerleyen Mısır’lı denizcilere ait nehir tipi tekneler, yerlerini önce açık denizde gidebilen büyük yelkenli ve kürekli gemilere, sonrasında buharlı gemilere ve bugün de yerlerini dev uçak gemilerine, ticaret gemilerine  ve petrol tankerlerine bıraktı. Ve her geçen gün biraz daha artan bir hareketlilik içinde Akdeniz dünyada hep önemini korudu. Öyle ki tarihçiler Akdeniz’de  hareketsiz bir dönemi yazarken çok zorlandı. Çünkü  Akdeniz’de hareket ve çatışmalar sadece yeni ve daha büyük  bir çatışmaya hazırlık yapmak için duruyordu. Ve her yeni çatışma bir öncesinden çok daha büyük boyutlu olmuştur.   Özgün Bir Dünya Akdeniz organizması  tekdüzeliği reddeden bir yapıdır. Bölge içindeki sürekli ticari ve  kültürel etkileşimler bölgeyi farklılıkların birlikte olduğu özgün bir dünyaya döndürmüştür. Bu nedenle  Akdeniz Dünyası, hem birliğin hem çoğulluğun, hem de çok sesliliğin aynı anda var olmasına izin veren karmaşık bir sistemdir. Akdeniz’in dinamiği süreklidir.Çünkü Akdeniz Havzası’nda her şey karşıtı ile var olur. Bu da bu bölgede hegemonik amaçlı bir birliği  zor, çatışmaları ise yoğun ve sürekli kılmaktadır. “Arap Baharı” olarak adlandırılan isyan ve dönüşüm hareketi yine bir Akdeniz ülkesi olan Tunus’ta başlamış ve daha sonra Mısır ,Libya Irak ve Suriye'yi de içine almıştır. Akdeniz’in güneyi ve Doğusu  yine Arap Dünya’sında birçok kişinin şaşırdığı tarihsel bir dönüşümün öncülüğünü yapmıştır. Değişim ve dönüşüm Akdeniz için çok zor ve uzak kavramlar değildir. Bölgedeki değişim  rüzgarı tarih boyunca, tıpkı bugün olduğu gibi, zaman zaman da çok sert olmak üzere her zaman esmiştir. Dünyanın herhangibir yerinde küresel bir güç  tarafından yapılan bir hamle hemen Doğu Akdeniz’deki hegemonik karşı atak hazırlıklarını tetiklemektedir. Bölgenin kaderine  sanki ilk günden beri hareket ve  çatışma yazılmıştır. Bu durum nerdeyse kronik bir hal almıştır. Kısaca Doğu Akdeniz tarih öncesi dönemden taşıdığı hareket ve savaş-yoğun tarihini devam ettirmeye mecburmuş gibi görünmektedir. Bu bölge Dünya petrol rezervlerinin %68’in  ve Doğalgaz rezervlerinin %41'inin bulunduğu bölgeye kıyısı olan ve kendi içindeki doğalgaz rezervleri hızla artan  özgün bir coğrafya parçasıdır. Bugünlerde Akdeniz’in Doğusu, tarihinde oldukça sık gördüğümüz “topyekün” hareketli günlerine yine dönme sinyallerini vermeye başlamıştır. Çünkü bölgenin jeopolitiği inanılmaz bir hızda tehlikeli bir noktaya doğru tırmanmaktadır. Bu hızlı değişimin etkisiyle bu bölgenin stratejik öneminde ve geleceğinde, Yeni Güvenlik Politikaları ile  Petrol, Doğalgaz  ve Su kaynaklarının önemli roller oynayacağı görülmektedir. Son dönemde bölgede bulunan Petrol ve Doğalgaz rezervleri, Suriye krizi ve Arap Dünyasında esen rüzgarlar  Doğu Akdeniz’i  bir anda yeniden  hegemonya mücadelelerinin odak noktası durumuna getirmiştir. Bu nedenle Doğu Akdeniz’de Güvenlik,Su ,Doğalgaz ve Petrol üzerine oynanan  Küresel Satranç’ın hamleleri artmaktadır.Doğu Akdeniz Satrancı Küreselleşmiştir. Bugünlerde küresel güçlerin  çeşitli hamleler yaptıkları bu bölge bir gün mutlaka  bu güçlerin hesaplaşma alanı olacaktır. Doğu Akdeniz’i Nasıl Bir Gelecek Bekliyor ? Doğu Akdeniz’in doğu kıyısı Batı Yarımküre’nin güçlerinin çakıştığı noktada bulunur. Avrupa’dan doğuya doğru hareket edip Akdeniz’e egemen olmak isteyen her güç, Doğu Akdeniz’e yönelir. Doğudan yola çıkarak Hindistanla Sudan arasındaki topraklara egemen olmak isteyen güçler için de Doğu Akdeniz bölgesi çok önemlidir.  Bunların yanısıra  kuzeyden çıkıp güneye yayılmak isteyen güçler de mutlaka  Akdeniz’in Doğu kıyısına yönelecektir. Dünya dengelerindeki değişme olasılığı ile Doğu Akdeniz güvenliği arasında doğrudan bir ilişkinin varlığından söz edilebilir.Son dönemde Akdeniz ve  Doğu Akdeniz’in uzun ve çatışmalarla dolu tarihinde, yeni bir düzen oluşturacak önemli güç hareketleri meydana gelmeye başlamıştır. Akdeniz’de ve Doğu Akdeniz’de, Deniz Üstünlüğü Teorisi kapsamında  ABD çıkarları ve güç dengelerini dikkate alarak jeopolitik bir açıdan bakılınca  bölgenin olası geleceğini tahmin etmek çok zor değilidir. Doğu Akdeniz’in bir bütün olarak bölge güvenliği açısından değerlendirilmesi yapılırken bu sınırların görece olarak geçmişten daha geniş olduğu düşünülebilir. Orta ve Doğu Akdeniz ülkelerindeki yönetimleri değiştiren Arap Baharı Rüzgarı, Suriye’nin durumu, Irak ve Suriye’deki parçalanma tehlikesi, Filistin sorunu ve İsrail uygulamaları ve hatta İran olgusu  bölgede istikrar ve güvenliğin sağlanmasının kolay olmadığını ortaya koymaktadır. Bölge sürekli olarak enerji biriktiren bir fay durumundadır. Bu fayın harekete geçmesi tetiklenebilir.Bu nedenle bölgede değişim çok hızlı ve doğrusal olmayan bir biçimde gelişebilir. On yıl sonra bölgedeki etkili devletlerin yönetim şekilleri ve dış politikaları da çok farklı olabilir. Bölgede kriz yayı olarak yapılan adlandırma, şimdi daha çok değişim yayı olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda  yapılacak  stratejik öngörülerin, bölgede daha olağandışı ve hızlı gelişmelerin gerçekleşebilme olasılığını göz ardı etmemeleri gereklidir. küresel satranç Doğu Akdeniz’in Güvenlik Konsepti Yakın gelecekte Karadeniz, Kızıldeniz, Hürmüz Boğazı ve Körfez’de güvenlik konsepti  Akdeniz’le daha çok ilişkili olarak  değerlendirilecektir. Bölgedeki  gelişmelere bakıldığında ABD ve müttefiklerinin Doğu Akdeniz Satrancındaki hamlelerle  bu enerji güzergahlarını kontrol altında tutarak  Rusya ve Çin’in bu bölgedeki petrol ve doğalgaz kaynaklarına ulaşmasını zorlaştırmaya çalıştıkları görülmektedir. Çin ise bölgede petrol iletim hattı  ve sıvılaştırma tesisleri kurmak amacıyla bölgeye girmek için GKRK üzerinden bir hamle yaptı.Bu hamle  ekonomik olmaktan çok stratejik bir hamledir .Çin bu oyunda dışarıda kalmak istemediğini bu son hamle ile ( Mart 2012) göstermiştir. Gelecek on yılda Türkiye’nin ABD ve Rusya arasındaki ilişkilerin dengede tutulmasına dair oynayacağı rol  Orta Doğu-Akdeniz’deki güvenlik ortamının ve bölgenin şekillendirilmesinde son derece önem taşıyan unsurlar olacaktır. Bölgede Güvenlik Ortamı Değişti mi ? Son gelişmeler Doğu Akdeniz’deki güvenlik ortamını önemli ölçüde  değiştirmiştir. Bu durumun belirsizlikten kurtulması,  Atlantik ötesi politikalar  için stratejik bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun yanısıra İsrail’de ve Atina’da oluşturulan politikaların Türkiye’nin bölge  güvenlik anlayışı ile  Ege ve Doğu Akdeniz’in  istikrarında çok önemli bir etkiye sahip olduğu ve olacağı açıktır. Ancak Doğu Akdeniz’deki bölgesel güç olma iddiasındaki her ülke uzaktaki güçleri doğru yargılayıp kendisinden istenenleri ve dengeleri doğru hesaplamak zorundadır. Bu nedenle bu bölgedeki ülkeler hep uzaktaki tehditleri idare etmek durumunda kalacaktır. Doğu Akdeniz’deki bu büyük paylaşım savaşında, bu savaşın bölgesel aktörleri durumundaki İsrail ve Kıbrıs konjonktürel olarak giderek daha da yakınlaşacaktır. Mısır, Suriye ve Lübnan ise iç gündemlerini düzelttikten sonra hidrokarbon araştırmalarına başlayacaktır. Bu araştırmalardan hızlı sonuç alınması  bu ülkelerin uluslararası sistemde aldıkları rollere göre değişebilecektir. Ancak kesin olan şey bu çabaların  Doğu Akdeniz’deki paylaşım gerilimini mutlaka arttıracağıdır. Doğu Akdeniz 2025 Doğu Akdeniz’in  2025 yılına kadar coğrafik  görünümünde  de geçmişe nazaran büyük farklılıklar olacaktır. Bölge Petrol ve Doğalgaz platformları ile dolacak ve her an seyrüsefer halinde olan gemiler de artacaktır. Ancak bu coğrafik fiziki görünümdeki değişikliğin  ötesinde Doğu Akdeniz 2025’e kadar uluslararası ilişkiler açısından bölgeye özgü inişli çıkışlı  gelişmelere sahne olacaktır. Bölgedeki olası gelişmelere  kötümser bir açıdan  bakıldığında,Rusya, İran ve Suriye müdahaleleri başta olmak üzere yakın gelecekte, Doğu Akdeniz güvenliğine  yeni tehditler oluşturabilecek gelişmelerin ortaya çıkması muhtemeldir. Bölgedeki Gazze sorunu da  Filistin sorununa bağlı olarak çözülmeyecek hatta artacaktır. Bölgede sorunların küreselleşmesi, siyasetin küreselleşmesi ile bölge satrancı da küresel nitelik almıştır. Yani hamleler bölgede yapılsa da etkileri küresel olmakta, küresel etkiler de bölgedeki hamleleri etkilemektedir. Bu çevrim sürecek ve sonuç olarak, Doğu Akdeniz’de Güvenlik, bölgedeki diğer konularda  olduğu gibi küreselleşmiş olmasının dezavantajlarını yaşayacaktır. Bölgesel güvenliği doğrudan veya dolaylı etkileyen devletler ve  diğer aktörlerin sayısı daha da artacaktır. Geçmişte Akdeniz’in güvenliği konusunda en dikkat çeken oyuncular sadece Rusya ve ABD iken bugün Çin, Hindistan ve diğerleri enerji bağlantıları, bilgi akışı, yatırımlar ve askeri ve teknoloji transferleri nedenleriyle  denklemin önemli parçaları olacaktır. Soğuk savaşın sonuna kadar çok fazla fark edilmeyen bu durumun ağırlığı gittikçe artarak daha açık bir şekilde bölgede hissedilecektir. Bölgenin geleceğini analiz edebilmek ve  bir Doğu Akdeniz stratejisi belirleyebilmek  için bölgesel referans noktaları  artık yeterli değildir. Bölge Orta Asya’dan Doğu Akdeniz’e kadar uzanan bir küresel denklemin çok önemli bir parçası olmuştur artık. Doğu Akdeniz’in Belirleyici Konumu Yaşadığımız 21. yüzyıl boyunca, dünyanın güvenliğinde  birinci dereceden belirleyici olacak olan bölgenin  Doğu Akdeniz olacağı kesin gibidir. Çünkü dünyanın en önemli startejik doğal kaynakları olan petrol ve doğalgazın yanı sıra, önümüdeki yıllarda (2020’lerden sonra mini buzul dönemi yani çok sert kuraklık bekleniyor)  su  da önem kazanacaktır. Ulaşım ve iletişim alanında son yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmeler, ülkelerin artan karşılıklı ilişki ve işbirliği ihtiyaçları ve havzada yaşanan ortak sorunlar, havzayı geçmişe nazaran göreceli olarak küçültmüş ve ortak bir kadere doğru daha da yaklaştırmıştır. Doğu Akdeniz Havzası ülkeler arasındaki ilişkilerin ve karşılıklı bağımlılığın daha da artacağı ve sorunlarına havza bazında da çözümler aranacağı bir coğrafya parçası olmalıdır. Ancak bugünkü durum da değerlendirildiğinde  bu uzak bir olasılık olup  bu havzanın kaderinde yine güç savaşlarının etkili olacağı görülmektedir. Bugün Doğu Akdeniz'de bu egemen güçler arasında bir çatışma olasılığı çok düşüktür. Bu bölge son yıllarda istikrarın korunması gerecek miktarda büyük yatırımlara sahne olmuştur.Ancak yine de  Doğu Akdeniz’de sıkışan  tarih’in hangi alanda ve nasıl patlayacağını tahmin etmek zordur. Bölgenin Güvenlik Mimarisi ve ABD Bölge üç kıtanın birbirine yaklaştığı coğrafyada bir deniz yolunun kavşak noktasıdır. Bu bölgenin küreselleşerek artan  ticaret  ve enerji yolları yükü Doğu Akdeniz güvenlik mimarisi üzerindeki tehditi arttırmaya devam edecektir. Bu artan risklere ilave olarak  Doğu Akdeniz kıyılarındaki ülkelerin çok renkli etnik ve mezhepsel yapıları sürekli  siyasi gerilim biriktiren fay hatları haline getirilmiştir. Aslında  bu özellik zaman zaman küresel güçlerin planlarını da  zora sokmaktadır. Bu nedenle Doğu Akdeniz kolay durulmaz.Kısa ve  Orta vadede hegemonik güçlerin bölgenin tüm bu özelliklerini kullanarak  hesaplaşma içinde olacakları  bir  alan olmaya devam edecektir. ABD,  Doğu Akdeniz satrancının teknolojik üstünlüğü de olan  en zengin oyuncusudur. Bu nedenle oyunda rakiplerini sıkıştırmakta ve onların kalelerini birer birer düşürmektedir. Bölge satrancının şimdilik sessiz oyuncusu Rusya ise geçmişten gelen dezavantajları nedeniyle daha oyuna tam olarak girememiştir. Ancak Rusya kendisine karşı pek çok cephede artan baskı ve çevirme harekatını farketmiş ve Akdeniz satrancında ABD hamlelerine karşı yeni bazı hamleler planlamaya başlamıştır. Güney Kıbrıs'tan askeri üs talebi de bu adımlardan biridir. Bu hamleler kapsamında bugün ve gelecekte Rusya’nın  bölge ülkelerinde askeri gerilimler yaratacak ve buradaki etnik ve mezhepsel çelişkileri çatışma ortamına taşıyacak bazı hamleler için çaba sarfetmesi mümkündür.Bugün Türkiye ile  yaşanan Uçak gerilimini Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'da kalıcı kazançlara tahvil edene kadar sürdürebilecektir. Bölgede Sürdürülebilir İstikrarsızlık Bunun için Doğu Akdeniz’de sürüdürülebilir bir barış ve istikrar istediğini söyleyen bir  dünyanın bunun çok kolay olmadığını da  bilmesi gerekmektedir. Çünkü Doğu Akdeniz bölgesinin artan  kendi jeostratejik öneminin üzerine Orta Asya’nın artan önemi de eklenmiştir. Bu nedenle Orta Doğu’nun sahil kesimi olan bu bölge ABD’nin Orta Asya politikaları için bir sıçrama ve çevreleme coğrafyası olarak da kabul edilmiştir. Bu nedenle  Doğu Akdeniz’de tarihsel olarak da görülen suni denge ve sukunet dönemleri daha da kısalacaktır. Afganistan ile Doğu Akdeniz arasındaki toprak, 21. yüzyılda  güç mücadelesindeki ülkelerin öncelikle elde etmeye çalışacağı bir coğrafyadır. Bu coğrafya’nın  denize açılan en stratejik kıyısı ise Doğu Akdeniz’in kıyılarıdır.Bundan dolayı Doğu Akdeniz’e çok uzak bölgelerdeki (Orta Asya )  güç dengeleri ve hegemonya savaşları Doğu Akdeniz in güvenliğini çok yakından ve doğrudan etkileyecektir. Sözkonusu bölgelerin de buradaki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmesi, Doğu Akdeniz’in istikrarı  için daha umutlu düşünülmesini zorlaştırmaktadır. Tehditler ve Fırsatlar Ancak bölgenin tüm bu özellikleri bazı bölge ülkelerine hızlı ilerleme şansı da tanıyacaktır. Bölge ülekelerinin çoğu “Kaos içinde barış ve gelişme “politikalarına yabancı olmadıklarından bu istikrarsızlık sürecinden kriz şeklinde etkilenmeyecektir. Bu Yüzyıl’ın ortasına doğru  Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerden Türkiye öne çıkacak ve  dünya jeopolitiğinde  söz sahibi olma olanağını yakalayacaktır. Ancak bu olanağı kullanabilmeleri   küresel güç dengelerinin bölge dinamikleriyle olan  ilişkisini iyi okuyabilmeleriyle mümkün olacaktır. Bunun için de bölge satrancında etkili olan güvenlik, petrol, doğalgaz ve su hamlelerini çok iyi takip etmesi ve hatta ilk hamleleri yapması gerekecektir.Ancak bu dönem durum biraz farklıdır. Türkiye son dönemde Rusya ile yaşanan gerilimi dikkate alarak Doğu Akdeniz'de Rusya'nın hasmane tavrına olanak tanıyacak bir ortam içinde olmamalıdır. Rusya'nın itilaflı alanlarda Türkiye'nin deniz güçlerinden herhangibirini hedef olarak seçmesi ve provakatif bir saldırı düzenlemesi mümkündür.Bu sıcak temasın Doğu Akdeniz'de sürdürülemeyeceğini bilmesi Rusya'nın bu planı uygulamasını kolaylaştırır. Doğu Akdeniz gibi bir bölgedeki satrancın uzun dönem kesin bir galibinin olması mümkün değildir. Bölge tarihine bakıldığında bu açıkça görülür. Bu bölge uluslararası sisteme yön vermek isteyen güçlerin  strateji masalarından hiç kalkmayacağı bir bölgedir. Bu nedenle bu  satranç bölgesel değil küresel, dönemsel değil sürekli, kazananı ise sabit değil değişken olan bir satrançtır. İşte tum bu nedenlerle, Doğu Akdeniz’in en büyük yerleşik gücünü elinde bulunduran Türkiye’nin  bu hamleleri çok daha önceden görebilmesi ve hatta ilk hamleleri de yapabilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Üniversitelerin Hukuk Fakültelerinde “Deniz Hukuku” kürsüleri olmalı ve bu kürsüler hem siyasi hem de ticari olarak Türkiye’nin denizel hak ve menfaatleri için sürekli araştırmalar yapmalıdır. Üniversitelerde, aynı zamanda özellikle G-8’ler ile Türkiye’nin ilgi duyduğu ülkelerin de kürsüleri açılmalıdır. Söz konusu bu Üniversite kürsülerinde sürekli olarak başta Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge gibi  konular ile, diğer iç ve dış politaka konularında,  ilgili  STK’ların da katılacağı   “think tank” toplantıları  düzenlenmelidir. Bölge için Türkiye’in a planının yanısıra b,c,d planlarına da ihtiyacı vardır.      
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış