Polonya İklim Zirvesinde neler oldu  (COP24)

Prof. Dr. Doğan Yaşar

Geçtiğimiz 2-14 Aralık tarihlerinde Polonya’nın Katoviçe kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 24. İklim Konferansı’nda 196 ülke ve Avrupa Birliği (AB), 2015’de imzalanan Paris İklim Anlaşması’nın ana unsurlarının hayata geçirilmesi hususunda anlaştı ise de bu antlaşma aslında 1997 yılında imzlanan ancak 2005 yılında yürürlüğe girebilen ve hiçbir şey yapılamadan 2015 yılında yerini Paris İklim Antlaşmasına bırakan Kyoto antlaşmasından çok da farklı olmayacak görüntüsü çizmektedir.

Acaba bu antlaşmanın gerçekten hayata geçirilmesi mümkün mü? Son ABD ve Brezilya’nın yaptığı açıklamalardan sonra, bu antlaşmanın hayata geçirilmesi hiçbir şekilde  mümkün değildir. Şöyle ki;

Öncelikle geçtiğimiz yıl  ABD’nin Paris İklim Antlaşmasından ayrıldığını belirtelim. Ve sonrasında  28 Kasım 2018 arihinde ABD Başkanı Trump  “ben insan kaynaklı küresel ısınmaya inanacak kadar akıllı (aptal) değilim” diyerek küresel ısınmanın insan kaynaklı olduğunu iddia edenlerle alay etti. Trump, son yüzyılın ABD’nin doğu kıyılarının  en sert kışını yaşadığı geçtiğimiz yılda da  “bu küresel ısınma nerede, neden bize yardım etmiyor” diyerek insan kaynaklı küresel ısınma olduğunu iddia edenlerle alay etmişti. Ancak bu kez çok açık ve net bir şekilde insan kaynaklı küresel ısınmanın olamayacağını söyledi. Gerçekte de 1997 yılında o dönemin ABD Başkanı olan Bill Clinton “insan kaynaklı küresel ısınmaya” karşı bir savaş açtıklarını belirterek Kyoto’ya gitmiş ve meşhur Kyoto antlaşmasının ön protokolünü imzaladıktan sonra ülkesine iner inmez üniversitelerinin çok sert tepkisi ile karşılaşmıştı.  Üniversiteler Bill Clinton’a  dünyanın zaten doğal süreçte küresel ısınma döneminde olduğunu bu anlamsız “insan kaynaklı küresel ısınma” bilgisini nereden aldığını sormuşlardı. Ve Bill Clinton daha o gün Kyoto bayrağını elinden bırakarak antlaşmaya imza atamamış ve ondan sonra Başkanlığa gelen  Bush ve Obama da Kyoto’ya imza atamamışlardı. Sonrasında göreve gelen Trump ise son derece net bir şekilde insan kaynaklı küresel ısınma diye birşeyi kabul etmediğini, kendisinin de Amerikan halkına en temiz havayı ve suyu temin ettiğini söyleyerek Paris İklim Antlaşmasından çekildiğini deklare etmişti.

Beyaz saray sözcüsü ise çok daha sert bir üslupla, “insan kaynaklı küresel ısınma var ve yüzyıl sonuna kadar sıcaklıkların 2 derece ile sınırlandırılması aksi halde sıcaklıkların 3-5 derecelere kadar artacağını”  iddia  eden kişilere, bu tuhaf öngörüleri hangi verilerden hareket ile yaptıklarını sormuştu.

Ve ABD’den sonra Brezilya da ülkesinde 2019’da yapılacak olan  COP 25 toplantısını düzenlemekten vazgeçtiğini ve antlaşmadan çekildiğini deklare etti. Kanada’nın da daha 2011 yılında Kyoto’dan çekildiğini hatırlarsak böylece Amerika kıtasının yüzölçümü olarak neredeyse %80’inin BM iklim antlaşmasından çekildiğini söyleyebiliriz.

Özetle ABD sergilediği tavırda kesinlikle haklıdır ve dünya Karbon emisyonunun 2017 yılında %2 artarak rekor kırması da ülkelerin bu konuda yani insan kaynaklı küresel ısınma konusunda  hiç samimi olmadıklarının bir göstergesidir. Bir taraftan Karbon emisyonunu azaltalım ve dünyadaki ısınmayı durduralım diyen neredeyse tüm ülkelerin karbon emisyonunu arttırması sorunun tamamen ticari olduğunu belgelemektedir.

Türkiye olarak 2015 Paris Antlaşmasını bazı şartlarımız olması nedeni ile  henüz Meclisten geçirmedik. Çünkü öncelikle Ek-1 kapsamındaki ülkle konumundan çıkarak iklim fonlarından faydalanmak istyoruz. Ancak Polonya’da bu isteğimiz yerine getirilmedi. Bu konuda oldukça iyi bir taktik yürütüyoruz. Paris antlaşmasını Meclisimizden geçirmek için önce Ek-1’den çıkmak sonrasında da emisyon azaltım yaptırımından muaf olmak istiyoruz. Şu ana kadar bu konuda attığımız tek adım 2030’a kadar emisyonumuzu %21 azaltım sözü vermemizdir.

Gerek görsel ve gerekse yazılı medyaya 2000’li yıllardan beri bu konularda yaptığım açıklamalarda, AB ve ABD’nin anlaşamadığı sürece Kyoto antlaşmasının yürürlüğe girmesinin hayal olduğunu söylemiştim. Çünkü Kyoto dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ticaret antlaşması olacak ve tüm dünya ülkleri bir anlamda zengin ve teknolojik ülkelerin sömürgesi durumuna geçeceklerdi. Ve şu an ABD oyunu terketti. Bundan dolayı Paris İklim Antlaşmasının, ABD’nin yeniden oyuna dönmemesi durumunda hedefine ulaşması tıpkı Kyoto’da olduğu gibi imkansızdır.

Sonuç olarak ABD ile Brezilya’nın çekilmesi ile birlikte Paris Antlaşması çok büyük yara almıştır.

 

 

 

 


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Prof Dr. Doğan Yaşar

Saraköy Beylerbeyi Köyü İlkokulu , Bergama Zübeyde Hanım ve Buca Umurbey ilkokullarında öğrenim gördükten sonra, eğitimine İzmir Kolejinde (BAL) devam etti. Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi, Jeoloji bölümünde, yüksek lisans ve doktorasını jeobiyokimyasal oşinografi (iklim bilimleri) konusunda yapmıştır. Bu güne değin birçok bilimsel çalışma gerçekleştiren ve birçok projede yer alan Prof Dr. Doğan YAŞAR’ın 23 adedi Uluslararası A sınıfı dergilerinde olmak üzere, toplam 80 adet makale ve bildirisi bulunmaktadır ve çalışmalarına da1250 adet atıf yapılmıştır. İklim ve üretim konularında 100 civarında televizyon ve radyo programına katılmış olup, 100’den fazla da iklim, su ve üretim ile ilgili konferansı bulunmaktadır.

Prof Dr. Doğan YAŞAR halen DEÜ Çevresel Yerbilimleri Anabilim Dalı Başkanı’dır ve Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nde öğretim üyeliği görevine devam etmektedir.

Leave a comment