21. Yüzyılda  Sınırların Sonu

 

Ömer Sohtorik

21. Yüzyılın Yapısal Dönüşümü ve Sınırların Sonu

Şu anda adil olmayan bir paylaşım sistemi var. Bu sistemde kişisel ya da grupsal çıkarlara dayalı paylaşım olur ama dayanışma olamaz. Politika, siyaset ve resmî tarih baskısı olmadan, insanlar sevgi temelli özgür iradeleri ile yaptıkları seçimlerin doğaya, insanlara ve çevreye neler getireceğinin sonuçlarını sorgulamalıdırlar. Bu durumun bireysel sorumluluğunun bilicinde olmalıyız. Bu bilinçte olan insanlar dayanışmaya girerek ortak şuur oluşturma sürecine katkı sağlayacaklardır.

Alternatifli mantık önümüzdeki yıllarda düşünce alanları vd. sosyal alanlardaki ilişki biçimlerini önemli ölçüde etkileyip, değiştirecektir. Anlamak için sorgulamak, deneyimlemek ve ilişkilendirmek gerekiyor. Yeni gelen her şeyde problem budur. Çünkü insanlar daha önce zihinlerinde oluşan imgelerle olayları ilişiklendirir ve yeni bir resim ortaya çıkarırlar. Şu anda yeni resim ortaya çıkmamış durumda. Ancak satır aralarına bakmak lazım. Satırların sınırlarını aşarak değer üretebiliriz. Satırları oluşturan cümleleri, diğer cümlelerle ilişkilendirip bağ kurabilirsek satır aralarını okuyabiliriz. Satır aralarını okuyabilenler geleceğe vizyonyapabilirler. Yeni teknolojilerin, yeni düşünce biçimlerinin ve toplumsal hayatın gidişatını iyi anlayıp ona göre proje üreten her sistem varlığını devam ettirmek anlamında, diğer sistemlerden önde olacaktır.

21. yüzyıl yapılarında alternatifli düşünce biçimleri gelişmektedir. Formel mantıkta bir şey ya doğrudur ya da yanlıştır. Süreçsel düşünebilme ve alternatif üretebilme sınırlıdır. 21. yüzyıl ağ yapıları düşünce biçimlerinde ise alternatif üretebilme sınırsız olabilmelidir. Bulanık mantık teknolojisi uygulamalarında bu görülmektedir.

21. yüzyıl mantık biçimi, “bulanık mantık” başka deyişle “alternatifli mantık” biçimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilgi teknolojileri sayesinde neredeyse sonsuz sayıda ihtimal ilişkilendirilip, değerlendirilmektedir. Süper hızlı trenler, sarsıntılı ortamlarda foto ve video çekebilme, çok yüksek hızlarda ani duruş gibi vd. teknolojilere “bulanık mantık” teknolojisi olanak sağlamıştır.

Bilgisayar teknolojisinin insan hayatına girmesi ve internetin ortaya çıkmasından sonra, yeni BT Sektörleri (bilgi teknolojileri sektörleri) çok hızlı gelişmektedir. Önümüzdeki yıllarda 20. yüzyıl sektör ve mesleklerinin çoğuna gereksinim kalmayacak. Geçmiş teknoloji dönüşüm kavşaklarında yaşanıldığı gibi. Bu bağlamda sanayi devrimi sonrası oluşan 20. yüzyıl sektör ve meslek alanlarında sınırlar daralırken internetle birlikte sanal ağ alanlarının sınırları sürekli gelişmektedir. Bilgi teknolojileri ağ altyapıları ağsal yapılara ve 21. yüzyıl Network Endüstrilerine zemin hazırlamaktadırlar. Bu yapılar 21. yüzyılda sibernetik organizasyon özelliklerini gösteren “katılımlı ağ yapıları”na dönüşecek diyebiliriz. 21.yüzyıl katılımlı ağ yapıları; doğa, insan ve çevreyi merkeze alan, ontolojik temelli, kendini sürekli yenileyen dinamik yapılardır.[1]

20. yüzyıl sosyo-ekonomik yapılanmasında oluşan rekabet, bireysel çalışma, stres, önyargı, korku gibi kavramların yerini 21. yüzyıl katılımlı ağ yapılarında dayanışma, takım çalışması, umut, güven, sevgi kavramları almalıdır. Bu yapılarda 20. yüzyıl endüstri odaklı eğitimin yerine, 21. yüzyıl insanî değerler odaklı eğitim olmalıdır. 21. yüzyıl “katılımlı ağ yapıları”nda farklılıkların haklarının eşitliği bağlamında bir dayanışma ve ortak şuur oluşturma süreci yaygınlaşmalıdır. Özgürlük ve hakların eşitliği kavramlarının toplumsallaşması, ağsal yapılardaki insanların; ortak şuur, faal irade ve dayanışma içerisinde bulunurlarken, akıl emeği üretme bağlamında bir değer yaratma sürecine girmeleri insanlık için çözüm olabilir.

“Katılımlı ağ yapıları; gönüllülük içeren süreçlerden oluşur. Doğa, insan ve çevreyi merkeze alan, ontolojik temelli, kendini sürekli yenileyen bir yapılanmadır. Sürekli devinim ve gelişim içerisinde olmasının nedeni, hem bu yapı içerisindeki insanların gelişimi ve değişimi hem de sistemin kendi içerisinde gerçekleşen değişiminden kaynaklanmaktadır. Sistem ve sistemi oluşturan yapılar, çağa ve çağın gereklerine, evrensel ilke ve değerler çerçevesinde uyumlanarak, kendi gelişimlerine katkısı olabilecek her türlü değişimi izlerler. Katılımlı ağ yapıları, bugüne kadar var olan ekonomi temelli sistemleri terk eder ve insanı temele alan bir sistemi benimser. Her türlü toplumsal değeri üreten varlık insandır. Bu gerçekten yola çıkarak, üretilen ve geliştirilen her şey; doğa, insan ve çevreye hizmet etmelidir anlayışı içinde hareket eder. Temelde varlık bilim (ontoloji) vardır ve varlık bilimden bilgi bilime, bilgi bilimden değerlere, değerlerden hukuka, hukuktan siyasete ve siyasetten de ekonomiye giden bir yol izlenir.” [2]

20.yüzyıl ekonomi temelli dünyasında yitirdiğimiz değerleri tekrar kazanmak bağlamında ‘katılımlı ağ yapılar’ı önemli araçlardan biri olabilir. Birlikte üretebilme becerisinin gösterilmesi, birtakım olumlu duyguların yaşanmasını da sağlamaktadır. Kooperatifçilik oluşumunun temeli olan, birlikte iş yapabilme ya da değer üretmek duygusu, bilgi ve bilgi teknolojilerinin etkin kullanılması sayesinde yeniden karşımıza çıkmaktadır. Katılımlı ağ yapılanma modeli, takım olarak çalışmayı, değer üretmeyi gündeme getirirken, aynı zamanda birlikteliğin vermiş olduğu gücün de olumlu olarak kullanılmasının önünü açar. Süreçte karşılıklı bir etkileşim ve değer aktarımı yaşanmasına yol açar.
Ekonomi temelli oluşan bir yapıda önemli olan ekonomik güçtür. Diğer bütün değerler, bu gücün etrafında oluşmakta ve şekillenmektedir. 20. yüzyılın doğal olmayan bu işleyiş sürecinde, üretimin temelinde yönetim erkinin sürdürülmesi isteği yatmaktadır. Ticari sistemdeki bu anlayış, toplumsal işleyişe de yansımıştır. Bu durum zamanla bireysel çıkarları toplumsal çıkarların üstüne çıkarmıştır. Maddî temelli bu süreçte anlam üretemeyen insanlar anlamlı iletişimi yitirmiş ve kendilerine yabancılaşmışlardır. Ben-merkezli, anlam üretmeyen iletişim ve ilişki biçimleri giderek doğaya, insanlara ve kendi ürettikleri çevreye de duyarsız hale geldiler. 20. yüzyılda kucağında yaşadığımız doğa ve çevreyle girdiğimiz ilişki biçimi ileriki yıllarda hazin bir örnek olarak anılacaktır. Bilgi teknolojilerinin gelişmesi bilgi paylaşım alanlarını arttırarak, sansür ve denetleme baskısına rağmen birçok alanda şeffaflığı hissettirmeye başlamıştır. Bilgi teknolojileri sayesinde dünya üzerinde aktif bir iletişim olanağı gelişmektedir. Şimdi biz bu olanağı iyi değerlendirebilirsek anlamsızlık kuyusundan çıkabiliriz.
20. yüzyıl eğitim biçimleri genel olarak ezbere dayalı bir öğretim süreci içermektedir. Hafızaya not veren bir öğretim oluşmuştur. Sorgulama, üretim ve buluş alanları genel kitlelerden uzak tutulup çok küçük bir alanda sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda, yazılı ve görsel medya yeni teknolojik altyapılara sahip olmasına rağmen çok kısır bir şekilde topluma hizmet etmektedir.

21. yüzyıl katılımlı ağ yapılanma modeli ise, temele insan varlığını koyduğu için, eğitim şekli de bu yönde varlık gösterir. İnsanların kendi özünü ve kendini tanıması adına çıktığı bu eğitsel yolculukta, diğer alanların yanı sıra öncelikle insanların olumlu yanlarının keşfi, yaşama daha pozitif bakabilmek, bireysel potansiyelini açığa çıkarmak ve onu ağ takımıyla deneyimlemek, olumlu bir tavır içerisinde olmak, etkin ve anlamlı iletişim kurabilmek, insanlara değer vermek, kendini ve onları anlamak vb. süreçleri içeren bir eğitim sistemi vardır. Katılımlı ağ eğitim biçimi birliksel yapısı gereği süreklilik gerektirir. Belirli dönemleri kapsamaz, yaşam devam ettiği sürece kişisel gelişim süreci biçiminde sürdürülür. Ağı oluşturan insanlar kendi yaşamlarını da örmektedirler. Kazanılan bilgilerin yenilenmesi, eğitimin sürekliliği sayesinde güncel kalabilmektedir. Teknolojik imkânların azami kullanımı mobil eğitim olanaklarını sağlar ki bu da eğitimi belirli zaman ve koşullardan bağımsızlaştırır. Özgürce, gönüllülükle sürdürülen eğitim ancak özgürlük sağlayabilir. Bu süreç insanlara; bilgiye ve öğrenmeye açık olmak, araştırma alışkanlığı kazandırmak gibi edimler sağlar. Hayatın birçok alanında karşılaşılan problemlere karşı, geliştirilen yaklaşım tarzında çözüm odaklı bir yapıda olmak, katılımlı ağ eğitiminin önemli bir yanıdır.

Ekonominin hâkim olduğu 20. yüzyıl toplum yapısının iletişim ve ilişki biçimlerinin dünyadaki sonuçları ortada. Aristo mantığıyla gelinen yol artık tıkanmıştır. 20. yüzyılda her alanda oluşturulan sınırların sonuna gelinmiştir. Düşünce biçimlerinin dönüşümü, gelişimi ve mantık biçiminin değişmesiyle 21. yüzyıl yapısal dönüşümü hızlanacaktır. 21. yüzyıl değişim parametrelerinin en önemlisi alternatifli mantık biçimleri olacaktır. Disiplinler arası anlamlı iletişim kurabilmemiz bu mantık biçimiyle olanaklıdır.

Doğayı, insanı ve çevreyi temele alan ilke ve değerlerle sorgulayan, analiz yapan, kendi düşünce sistemi ve farklı düşünce biçimlerine alternatif üreten, ötekiyle var olduğunun farkında olan, değerlendirip bağ kuran ve bunu sanat yoluyla toplumsallaştıran bir akıl yeni “insanlık dünyası”nı oluşturacaktır.

—–

Dipnotlar:

[1] Üretken Tüketici Oluşumunda Koop. İşletmelerin Önemi Ve Bir Model Önerisi, Yüksek Lisans Tezi Marmara Üniv. 2007

[2] Us Düşün ve Ötesi, Değerler Sorunu, İstanbul, s, 87.

 

Yazının tümü için

Kaynak :http://www.dusunuyorumdergisi.com/21-yuzyilin-yapisal-donusumu-ve-sinirlarin-sonu/


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Leave a comment