Tehlike yalnız çayda mı var ?
08.02.2018 –
Okumuşsunuzdur; Çaykur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu tarafından yapılan açıklamada; çay tarımında kullanılan kimyasal gübreler nedeniyle, toprağın verimini kaybettiği, böyle devam edilmesi halinde yakın bir gelecekte çayın filiz ve yaprak veremez hale geleceği, çay tarımının sürekliliği açısından bir an önce organik gübreye geçilmesi gerektiği ifade edildi.

Kamu-oyunun artık bu tür haberleri duymaya alışması gerektiğini düşünüyorum.

Bugün çay, sentetik gübreler nedeniyle verim vermiyorsa, diğer bitkiler de vermiyor demektir.

Şöyle bir gerilere gidelim.

İkinci dünya savaşından sonra “savaştan çıkan dünyayı beslemek” söylemiyle, büyük tarım şirketleri tarafından hibrit tohumlar ön plana çıkarıldı.

Yerli tohumların aksine, hibrit tohumlar sulanınca ve gübrelenince verim verebiliyorlardı.

Bir de hastalıklara karşı duyarlıydılar ve ancak ilaçlar yardımıyla ayakta durabiliyorlardı.

Hemen hemen bütün gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de tarımda büyük oranda yerli tohumlar üretimden çıkarıldı.

Hatta yerli tohumların satışı yasaklanarak sadece takasına izin verildi.

Bütün bu olup bitenlerin ardından, bugün gelinen noktada, Çaykur Genel Müdürü “eyvah” diyor.

Eğer sentetik gübreler ve tarım ilaçları bu yoğunlukta kullanılmaya devam edecek olursa, biz daha çoook “eyvah” diyeceğiz.

***

Sentetik gübreler ve tarım ilaçları sadece toprakları-suları kirletmekle kalmıyor ayni zamanda insanları da hasta ediyor.

4 Şubat “Dünya kanser günü” idi ve Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam gazetelere verdiği demeçte; Kansere karşı sağlıklı beslenme ve egzersizi öneriyordu.

Yine Uzman Diyetisyen Tuğçe Aytulu, kanser tedavisi sırasında beslenmenin çok önemli olduğu vurgularken, Gastroenteroloji Uzmanı Doç Dr. Abdurrahman Sayılı mide kanserinin en önemli nedeninin yanlış beslenme alışkanlıkları olduğunu, özellikle mangalda pişirilmiş et ve işlenmiş gıdalara dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyordu.

***

Doğru söze ne denir.

Sentetik gübreler, tarım ilaçları, bilinçsizce yapılan gıda işleme teknikleri ve gıda katkı maddeleri bugün birçok hastalığın nedeni olarak görülüyorlar.

Bir de bunların oluşturdukları verimsizlik nedeniyle, gelecekte insanları beslemenin olanaksız olacağı söylemleriyle, karşımıza bir süredir “Genetiği Değiştirilmiş Tohumları” GDT ya da yaygın bilinen adıyla GDO’ları çıkarıyorlar.

Nasıl bir döngü ama?

Savaştan çıkan dünyayı besleyeceğiz diye önce hibrit tohumları öne çıkardılar.

Bunların ürün verebilmesi için sentetik gübre ve tarım ilaçlarını kullandırdılar.Bunlar yüzünden toprak verimsizleşince de çare olarak gelecekte toprağa ve insan sağlığına belki de daha da fazla zarar verecek olan GDO’lu tohumları önerdiler.

Sonra???

Kaynak:  http://www.milliyet.com.tr/tehlike-yalniz-cayda-mi-var-/harun-uysal/ege/yazardetay/08.02.2018/2605864/default.htm


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

Prof.Dr. Harun Raşit Uysal

1961 Aydın Kuşadası doğumludur. 1984 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun olmuştur. 1987 yılında yüksek lisans, 1993 yılında Doktora dereceleri almıştır. Aynı yıl Yardımcı Doçent olan Prof. Dr. Harun Raşit UYSAL, 1996 yılında Doçent, 2003 yılında Profesör olmuştur. 5 yıl Tire Kutsan Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü yapan, Prof. UYSAL, halen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
Ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış yüzlerce makalesi ve birçok kitabı olan Prof.Uysal aynı zamanda Milliyet Ege köşe yazarı, Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesidir.

Leave a comment