SPD’nin HES Yuvarlak Masa Toplantısının  Sonuç Metni Hazırlandı.

 

Su Politikaları Derneği (SPD) ‘nin düzenlediği geleneksel Yuvarlak Masa  toplantılarının  6 Temmuz 2019 tarihinde yapılanında  SPD tarafından hazırlanan “HES’lerin Üretim Verimlilikleri Raporu “ tartışmaya açıldı.

Yuvarlak masa konferansında konuşmacı olarak Dursun Yıldız, Yusuf Başlamışlı ve Hamza Özgüler yer aldı. Toplantıya bilim insanları  ile BOTAŞ,EPDK,DSİ’de çalışmış olan uzmanlar katıldı.

Toplantıda sunum yapan ve toplantıya katılanların görüş ve önerilerinin yer aldığı  “Toplantı Sonuç Metni” hazırlandı

Sonuç metni’nin PDF versiyonu için lütfen tıklayınız

HES’lerin Üretim Verimlilikleri Yuvarlak Masa Toplantısı Sonuç Metni

 

 

SPD ‘nin 6 Temmuz 2019 Tarihinde Gerçekleştirdiği Yuvarlak Masa Konferansında

Konuşmacı ve Katılımcıların Katkılarıyla Oluşturulan Sonuç Metni

Ülkemizin HES Potansiyelinin geliştirilmesi için çıkartılan teşvik yasaları ve sabit fiyatla bir süre ödeme garantileri son 10 yılda Nehir ve Kanal tipi ve Rezervuarlı HES sayısında hızlı bir artışa neden olmuştur.

Ancak  kurulu güçte ve HES sayısındaki bu artışa rağmen gerek Nehir ve Kanal tipindeki gerekse rezervuarlı HES’lerden enerji üretimi planlanan şekilde artmamıştır. Bu enerji tesislerinde  planlanan üretimlerin son 4 yıldaki gerçekleşme oranları ve Kapasite Faktörleri çok düşük kalmıştır.

HES’lerin enerji üretiminde ve kapasite faktörlerinde bu düşük gerçekleşme oranlarının  nedenlerinin ele alındığı  bu toplantıda HES’lerimizin Verimli İşletil(e)mediği değerlendirilmiştir. Bu konuda yapılan Teknik Analizden elde edilen sonuçlar aşağıda sıralanmıştır.

 

TESPİTLER ve ÖNERİLER

  1. SPD’nin çalışmasında incelenen 259 Nehir ve kanal tipi santralin son 4 yıllık ağırlıklı ortalama kapasite faktörü %29 olarak elde edilmiştir
  2. Aynı çalışmada incelenen 41 adet Rezervuarlı HES’in son 4 yıllık ortalama kapasite faktörü ise %27 olarak gerçekleşmiştir.
  3. 2018 yılında Tüm Türkiye’deki Akarsu HES’leri ortalama 2450 saat çalışmış,kapasite faktörü % 28 olmuş, Barajlı HES’ler ise ortalama 2000 saat çalışmış ve kapasite faktörü %23 olmuştur.
  4. Bu Nehir ve kanal Tipi HES’lerde planlanan üretimin gerçekleşme oranı son 4 yılda ortalama %60 olmuştur.
  5. Bu çalışmada incelenen Rezervuarlı HES’ler ise son 3 yılda planladıkları üretimin ortalama %75’ini gerçekleştirmiştir.
  6. Toplam Kurulu Gücü yaklaşık 750 MW  olan yaklaşık 50 adet HES son 4 yılda ancak planladıklarının ancak yarısına kadar bir üretim gerçekleştirmiştir.
  7. İncelenen Nehir Kanal Tipi ve Rezervuarlı HES’lerin ortalama %25 olan ağırlıklı üretim verimliliği değerleri (Ağırlıklı Ortalama Kapasite Faktörleri) dünya ortalamasına göre %50 daha düşük kalmıştır
  8. İncelenen HES’lerin planlanan yıllık üretimlerindeki gerçekleşme oranlarının Akdeniz ve Ege bölgelerinde daha düşük olduğu görülmüştür.
  9. Son dönemde termik santrallerdeki üretime verilen alım garantisi baz enerji ihtiyacının bu santrallerle karşılanmasını ,Barajlı HES’lerin üretimlerini ise pik saatlerde yapmalarını teşvik etmiştir. Barajlı HES’lerdeki üretim gerçekleşme oranında ve kapasite faktöründeki düşüklüğün bu nedenden kaynaklanabileceği değerlendirilmektedir.
  10. Son dönemde termik santrallerdeki üretime verilen alım garantisi Enerji piyasasında Hidrolik ve Termik santrallerin ikisine de sahip olan şirketlerin baz enerji ihtiyacının doğalgaz,yerli kömür  santralleriyle karşılamalarını ,Barajlı HES’lerin üretimlerini ise pik saatlerde yapmalarını teşvik etmiştir. Barajlı HES’lerdeki üretim gerçekleşme oranında ve kapasite faktöründeki düşüklüğün bu nedenden kaynaklanabileceği değerlendirilmektedir.
  11. Son 10 yılda gerçekleştirilen HES projelerinde planlamadan başlayan ve işletme verimsizliğine dönüşen sorunlar için ardışık HES’lerden başlayarak alt havza ve havza ölçeğinde “Doğal Çevreyi Koruyarak Optimum İşletme Planları “ hazırlanmalıdır. HES’lerimizdeki üretimin gerçekleşme oranının düşüklüğünde daha çok Hidrolojik Faktörler ve İşletme Faktörlerinin etkili olduğu değerlendirilmektedir.   Bu hususlar aşağıda sıralanmıştır;
  • Planlama aşamasında hidrolojik esaslara yeterince uyulmaması ve mühendislik hidrolojisi çalışmalarının yetersiz kalması ,
  • Proje kesitinde yeterli sayıda akım ölçümleriyle akış rejiminin olabildiğince kapsamlı olarak tespit edilmemesi,
  • Debinin yıl içinde ve uzun yıllar içindeki değişiminin sağlıklı incelenmemiş olması ,
  • Akımın zamansal değişiminin santralin yer aldığı nehir havzası bütünü içinde değerlendirilmemiş olması
  • HES’ler planlanırken ardışık HES’lerde senkronize işletme planlaması yapılmamış olması
  • Enerji üretimi optimizasyonu planının havza ölçeğinde yapılmamış olması
  • İklim değişiminin su kaynakları üzerindeki etkisinin Fizibilite Raporlarında yeterince dikkate alınmamış olması
  1. Ülkemizde planlama, yönetim ve denetleme konusundaki kopukluklar faaliyetlerin sürdürülebilir olmasını engellemektedir.
  2. Havza bazında yapılacak tüm geliştirme faaliyetleri havzanın içinde yer aldığı bir Bölge Planı kapsamında ele alınmalıdır. Bugün yaşanan sorunlarda yapılan çalışmalarda Bölge planı ve Çevre düzeni planına uyumsuzluk etkili olmaktadır.

ÖNERİLER ;

  1. 2015 yılındaki kurak dönemde Nehir ve Kanal tipi HES’lerin yanısıra Rezervuarlı HES’lerin de yıllık üretiminde gerçekleşme oranları %50’nin altında kalmıştır. Sektörel ihtiyaçların çatışmasından kaynaklandığı değerlendirilen bu durum, sektörel su tahsisi konusunun önümüzdeki dönemde daha gerçekçi şekilde ele alınmasını gerekli kılmaktadır.
  1. HES’lerin kapasite faktöründe ve üretimlerinin gerçekleşme oranındaki farklılıkların bölgelere göre detaylı olarak incelenmesi faydalı olacaktır. Üretim gerçekleşme oranı  sürekli düşük olan HES’ler o bölgedeki ileriye yönelik iklim değişimi etkisi de dikkate alınarak yeniden incelenmeli ve alternatif öneriler geliştirilmelidir.
  1. Havza Ölçeğinde hazırlanacak “Havzalarda HES İşletme ve Enerji Optimizasyonu Planlama” çalışmasında Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlatılmış İklim Değişiminin Su Kaynakları Üzerindeki Etkileri Raporundan yararlanılması uygun olacaktır.
  2. HES’lerin ortalama üretim verimliliklerindeki düşüklük nedeniyle, özellikle Akdeniz ve Ege bölgesindeki santrallerden doğal hayat için bırakılması gereken su miktarının daha dikkatli denetlenmesi faydalı olacaktır.
  3. Doğal hayatı koruyarak havzalarımızın gerçek enerji potansiyelinin değerlendirilebilmesi amacıyla mevcut santraller için havza ölçeğinde “İşletme ve Enerji Optimizasyonu Planları” hazırlanmalıdır.

 

 


  • gplus
  • pinterest

Author