Mustafa Kemal Atatürk Yılı, İstanbul Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi (1935), Uluslararası siyasetimiz, Avrupa Parlamentosu kararı, Doğu Akdeniz Gaz forumu…
Mustafa Kemal Atatürk Yılı, İstanbul Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi (1935),
Uluslararası siyasetimiz, Avrupa Parlamentosu kararı, Doğu Akdeniz Gaz forumu…

Mustafa Kemal Atatürk Yılı
Sayın Sinan Meydan’ın çağrısı ile Mustafa Kemal Atatürk yazılarıma devam ediyorum.

Bugünkü yazımı 8 Mart dünya kadınlar gününde Beyoğlu taksim bölgesinde kadınlara yönelik polisin sert davranışının gözlemlerimi ve sonradaki gelişmeleri paylaşmayacağım ancak takvimi hızla geriye 1935 yılına dönüyorum.

Konuyu Sayın Yılmaz Özdil’in bir yazısından alıntılıyorum sene 1935 ülkemizin ve tarihimizin en görkemli yıllarında İstanbul’da dünya feminizm kongresi düzenleniyor. 36 ülkeden tamamı kadın 360 delege katılıyor. Başta ABD ve İngiltere gibi ülkeler olmak üzere tüm Avrupa ülkeleri katılıyor, Türkiye’yi ise 24 delege temsil ediyor. Başta Türk kadınlar birliği başkanı Latife Bekir ve meclisteki kadın milletvekillerimiz katılıyor.

Latife hanım konuşmasını Fransızca yapıyor. “Türk kadınını haremin kafesinden kurtarıp parlamento kürsüsüne getiren Türk kadınını erkeğinin yanında hak ettiği yere davet eden Mustafa Kemal Atatürk’e minnet borcumuz var.”

Dünya kadınlar birliği başkanı Corbett Ashby “Bu kongrenin aslında en önemli hadisesi Mustafa Kemal Atatürk ile tanışmak” dedi.

Avustralya delegesi Kardel Oliver “28 bin km yol kat ederek haftalarca süren bir yolculuk sonrası gelebildim ancak Türk kadınına ve o büyük adama saygımın yanında yorgunluğumun lafı bile edilmez.”

Mısır feminist birliği başkanı Hüda Şaravi “Bu kongre bizim için bir bayramdır, bütün şarkta kadın haklarını tanıyan ilk ülke Türkiye’dir. İslam kadını kurtuluşunu Atatürk’e borçludur Türkler ona Atatürk diyor bizim için yetmez o Ataşark’tır.”

Kongre tamamlanınca dünya kadınlar birliği heyeti Ankara’ya gitti. Mustafa Kemal onları Çankaya’da kabul etti ve şu tarihi konuşmayı yaptı: “Lütfedip Türkiye’ye geldiğiniz için sizlere teşekkür ederiz. Türk kadını hiçbir alanda erkeklerden geri kalmayacaktır. Türk kadını hiç bir alanda Avrupalı kadınlardan geri kalmayacaktır. Kadınlarımız bilgi ile kültürle, gerçek faziletle süslenecektir ve Türk Kadını dünya kadınları ile el ele vererek dünya barışı için dünya huzuru için çalışacaktır, buna emin olabilirsiniz.”

Yazının tamamını Yılmaz Özdil’in “Feministler ezanı ıslıkladı mı?” yazısında okuyabilirsiniz

Uluslararası siyasetimiz
Yazılarımı paylaşan okuyucularımız iç siyasetimize hiç bulaşmayışımda ne kadar haklı olduğumu son gelişmelerde anlamışlardır. Ancak benim en fazla üzüntüm yerel bir seçimde bir kaç oy uğruna uluslararası siyasetimize zarar verilmesi kaygımdı ve ne yazık ki biri iktidar diğeri muhalefet tarafından ülkemizin en önemli gelir sağlayan turizmimize darbe vurdular

1) Muhalefet Partisi İYİ Parti başkanı Sayın Meral Akşener’den Çin’in Özerk Sincan Uygur bölgesinde güya Uygur Türklerine baskı ve işkence yapmışlar söyleminin ardından ne yazık ki Çin’den Türkiye’ye seyahat uyarısı geldi. Oysa bulunduğumuz yıl içinde Türkiye’ye yönelik turizm yılı ilan edilmişti ve Cumhurbaşkanlığı orkestrası konserler vermişti. Zaten Türkiye – stratejik işbirliğinde Sayın Erdoğan; “Tek bir Çin ve tek yönetimi vardır, oda Çin komünist partisidir. İşte Türk- Çin dostluğunun temeli bu ilişkidir.” Ufak çıkarlar uğruna milliyetçi gençliği istismar etmenizi kınıyorum. Gerçek milliyetçilik ülkenin gelecek ulusal çıkarlarına sahip çıkmaktır.

2) 10 Mart 2019 (oda TV); İçişleri bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamayı aynen yazıyorum. “Avrupa’da Almanya’da öyle terör örgütü toplantılarına katılıp da ondan sonra gelip Antalya’da Bodrum’da Muğla’da tatil yapanlar var ya onlar için tedbir aldık. Şimdi hadi gelsinler bakalım havalimanından içeri girsinler gözaltına alıp yalla… Öyle kolay değil, dışarıda hainlik yapıp içeride Türkiye’nin keyfini ve sefasını sürmek bundan sonra kolay değil.

Sonuç; Almanya’dan ülkemize gelecek turistlerde ciddi kayıplar var ve bu kayıplar diğer Avrupa ülkelerine de yansıyacak ekonomik krizi yaşadığımız bu günlerde turizme verilen bu zarar çok düşündürücü değil mi?

Avrupa parlamentosu kararı
Avrupa parlamentosu Türkiye ile yapılan müzakerelerin askıya alınmasını öneren rapor kabul edildi ayrıca parlamento gümrük birliğinin güncellenmesinin de insan hakları ve temel haklara  saygı koşullarına bağlanmasını talep ediyor.

Ayrıca önümüzdeki dönem AP başkanı olacağı kesin olan Weber “Türkiye, AB üyesi asla olamaz” diyor. Yaklaşık 15 yıl önce dönemin İsveç başkanı şöyle söylüyordu; “Türkiye büyük bir devlet  bir zamanlar Avrupa’yı titreten Osmanlı İmparatorluğu’nun devamı. Siz Avrupalılar, kapalı kapılar ardında hem Türkiye’yi hiç bir zaman almayacağınızı söylüyorsunuz ama yüzlerine alacakmış gibi davranıyorsunuz. Bu davranışınız çok çirkin. Oysa Türk ulusu da AB’ye almayacağımızı çok iyi biliyor. Ancak ülkemizdeki bazı çıkar çevreleri bile bile AB muhipliği yapıyorlar.

Şimdi bu AB muhiplerine bir kaç önerim var. Dönem Mustafa Kemal dönemi,  yıl 1932 Türkiye, bölgesinde çok güçlü. Balkan paktını kurmuş, Milletler Cemiyeti’ne el altından davet edilir ve Türkiye’siz bir dünya barışı olmayacağını anladılar.

Ancak Mustafa Kemal “Eğer bizim cemiyete girmemizi istiyorlarsa onlar davet etsin,  davetlerini inceleyelim ülke yararına uygun olduğu kanısına varırsak o zaman karar verir ve gireriz. Ve tüm kurarlar yok sayılır ve üye ülkeler davet eder. 9 Temmuz 1932 üyeliğimiz onaylanır.

Mustafa Kemal döneminde bir kuruluşa böyle girilirdi.

Biz AB den kesinlikle ve onurumuzla ulusal şerefimizle ayrılmalıyız. O raporu da yüzlerine çarpalım. AB çöken bir birlik, dağılma sürecinde. Biz Gümrük Birliğinden ekonomimiz için, ulusal özgürlüğümüz için arkamıza bakmadan ayrılalım.  Göreceksiniz Türkiye’nin itibarı çok daha fazla artacak ve AB ülkeleri tek tek ülkemiz ile ilişki kurmak için yarışacaktır.

SON SÖZ:  Ben Türkiye olarak sadece AB’den, gümrük birliğinden değil, NATO’dan da çıkmamız ve 70 yıl süren ABD hegemonyasından kurtulmamız gereğine inanıyorum.

Doğu Akdeniz Gaz forumu (Sputnik Haber)
Mısır Petrol ve madencilik bakanlığı  Akdeniz’de yedi ülkenin (DAGF) gaz forumu için anlaştılar.

Kıbrıs Rum Kesimi (Ortodoks), Yunanistan (Ortodoks), İsrail ( Musevi), İtalya (Katolik), Ürdün  (İslam) ve ev sahibi Mısır (Sünni İslam)

Bu grupta Doğu Akdeniz’in en güçlü ülkesi Türkiye yok. Suriye yok, görülen o ki ABD’nin karanlık gölgesi var bu birlikte.

Rusya gazı Türk akımına karşı  Doğu Akdeniz gazını desteklemek zaten aynı anda ABD kuzey akım 2’yi destekliyken ülkelere ABD’nin düşmanları ile mücadele yasası (CAATSA) yasası kapsamında cezalandırılacağını belirttiler.

ABD ile Rusya arasındaki mücadelenin nasıl seyredeceğini önümüzdeki günlerde çok  ilginç olacak çünkü Rusya, Mısır ile stratejik ortak. Mısır’ın yeni başkentini Rusya yapmaya soyundu. Çin’in ve hızla büyük bir güç haline gelen Hindistan’ın da ilişkileri iyi.

Mısır ile diplomatik ilişkileri olmayan tek ülke Türkiye İktidar partimizin General Sisi’nin iktidardan devirdiği Mursi Türk dostu idi ancak düşünceleri sakıncalı idi, örnek küçük kızların evlendirilmesi gibi.

Ana muhalefet partisi Kılıçdaroğlu ise sadece demokrasi adına General Sisi’nin darbeciliğine karşı tutumu nedenleri ile mısırla ilişkilerimiz çok bozuk Oysa ülkemizin de Afrika’da çıkarları var.

Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerini en kısa zamanda düzeltmesi gerekir. Rusya bu aşamada arabuluculuk yapabilir diye düşünüyorum

Nitekim Mısırlı bazı dini liderler Türkiye’ye “Bizi Yahudilerle, Ortodokslarla, Katoliklerle iş birliği yapmaya mecbur ettiniz. Gelin tarihi bağlarımız var sizlerin (Türkiye’nin) dostluğunuza ihtiyacımız var”  diyorlar.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html


  • gplus
  • pinterest

Author

Leave a comment