Maltepe Üniversitesinde Su Diplomasisi Konferansı Gerçekleştirildi.Yıldız: Ortadoğu’da istikrar için  son noktayı Su Diplomasisi koyar!

Maltepe Üniversitesinde Su Diplomasisi Konferansı Gerçekleştirildi

Yıldız: Ortadoğu’da  istikrar için  son noktayı Su Diplomasisi koyar!

25 Mart 2017

İstanbul Maltepe Üniversitesi’nin Su Politikaları Derneği Hidropolitik Akademi Merkezi’nin katkı ve katılımıyla gerçekleştirdiği Su Hayattır-21. Yüzyılın Su Diplomasisi ve Ortadoğu” konferansı 24 Mart 2017 tarihinde Marma Otel konferans salonunda gerçekleştirildi.

Konferansın açılışında bir konuşma yapan Maltepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr Belma Akşit konunun önemine değinerek  katılanların çok ilginç bir konferans izleyeceğini düşündüğünü belirtti.

Daha çok Maltepe Üniversitesinden   akademisyenlerin ve  önceki DSİ çalışanlarının katıldığı konferansta SPD Başkanı Dursun Yıldız  konuyu  Dünya’nın Su Kaynakları ,20.Yüzyılda Su ve  Diplomasi ,21. Yüzyılda Değişen Paradigma  ve Yeni Ortadoğu’nun Su Denklemi başlıklarında ele alarak irdeledi.

Yıldız dünyadaki su ve sınıraşan su kaynaklarına değindikten sonra 20.yüzyılın yarısından bu yana dünyada sınıraşan sular konusunda  uluslararası hukuk ve norm oluşturma çabalarının sonunda uluslararası düzeyde kabul görmüş bazı ilkelerin ortaya çıktığı belirtti

Bu ilkelerin;  Suyun hakça ve verimli kullanımı ,Önemli zarar vermeme ilkesi ,Entegre havza yönetimi ,Karşılıklı bilgi ve veri değişimi şeklinde sıralanabileceğini belirten Yıldız,  BM ‘nin 1977 Su Sözleşmesinin de 2014 yılında 35 ülke tarafında onaylanarak uluslararası geçerlilik kazandığını söyledi.

Ancak bu sözleşmenin 20.Yüzyılın   soğuk savaş dönemi ilişkileri içerisinde hazırlandığını ve 21. Yüzyılda gündeme gelen birçok yeni kavram ve ihtiyaçları kapsamadığını belirten Yıldız, bu durumun yanında  su hakkının bir  ulusal bağımsızlık konusu olarak görülmesi ve suyun ülkeler için farklı anlam ve değerler taşıması sınıraşan sular konusunda istenilen ilerlemenin sağlanmasını engelliyor dedi.

  1. Yüzyılın son çeyreğinde su kaynakları yönetiminin uluslararasılaştığını,,suyun ticarileştiğini, siyasallaştığını ve güvenlikleştirildiğini belirten Yıldız ancak bu dönemdeki anlaşmaların çoğu iki taraflı ve hemen hepsi su temini ve su kalitesinin değişmeyeceği kabulüne göre yapılmış. Hidrolojik koşulların doğal değişkenliği prensibini içermiyor. Ancak iklim değişimi etkileri artıyor bu da anlaşma zeminini güçsüzleştiriyor dedi.
  2. Yüzyılda Su Yönetiminin değişen koşullara hızla adapte olabilmek için yeni modeller aradığını ifade eden Yıldız burada birçok yeni faktörün ve aktörün dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.

21.Yüzyılın Su diplomasisi,   Eksik Su Hukuku ,Az sayıda ülke tarafından kabul görmüş Su ve Çevre Sözleşmeleri ,Güçsüzleşen ekonomik birlik yapıları (AB),Yeni güvenlik paradigması ,Yetersiz sayıdaki anlaşma ,Yıpranan BM yapısı, Artan mikro milliyetçilik  üzerinde  kendisine  kompleks su yönetimi  problemlerin çözümü için uzlaşma yaratma zemini arayacak diyen Yıldız  bunun çok kolay olmayacağını ekledi. Bu nedenle bu konuyu araştırırken  transdisipliner bir  metodla  ele almamız gerekli diyen Yıldız devamla;

  • Su kaynağı, yönetimi esnek olan bir doğal kaynaktır.Bunun farkında olmalıyız,
  • Suyun paylaşımını sudan elde edilecek olan faydaların paylaşımına dönüştürmeliyiz,
  • Su diplomasisinde düşünce biçimini değiştirmeliyiz,
  • Su Bilgisini uzlaşma için bilgeliğe dönüştürmeliyiz,
  • Alan ,Sistem, Bölge ve Belirsizlik konularında sentezler yaparak EYLEME DÖNÜŞEBİLİR   BİLGİ’ye ulaşmalıyız   Yenilikçi entegre bir yaklaşım ile  yeni bir su diplomasisi oluşturmayı başarmalıyız dedi.

Daha sonra su diplomasisi  alanında  çalışmalar yapan her kişi kurum ve kuruluşun ,su diplomasisini etkileyen hızlı değişimlerin ayak izlerini, müzakereci bir yaklaşım için gerekli  olan sentezin  yollarını, bilgiden bilgeliğe geçişi sağlayabilecek ortamları , su kaynakları yönetimi araştırmalarında çok disiplinli bir anlayıştan disiplinler arası geçişe evrilen ilişkileri “gerçekleştirilebilir bilgiyi”, “eyleme dönüştürülebilir bilgiyi” araması gerektiğini ifade eden Yıldız, Daha sonra ülkemizin su kaynakları yönetimi üzerinde durarak konuyu bugün Suriye ve Irakta yaşanan sürece getirdi.

Suriye’de iç savaşın çıkmasında son 20 yılda üç kurak periyot yaşanmış olmasının etkilerinden de söz eden Yıldız bu durumun, bundan sonra bölgede sürdürülebilir bir yaşam ,barış ve istikrar için su yönetiminin önemini ortaya koyduğunu belirtti.

Ortadoğu’da Su, Enerji Yolları ve Gıda Güvenliği’nin sağlanmasının  yeni Su ve Enerji diplomasisi ilişkilerine bağlı olacağını belirten Yıldız bu da gidişata bakılırsa kolay gerçekleşebilecek bir olgu olarak görünmüyor dedi.

İklim Değişimi modellerinin Dicle ve Fırat Havzasının Türkiye bölümünde yıllık ortalama akışın  2040-2069 arasında %12 azalacağını ,Bu azalma Ürdün Nehrinde  ise %22 oranında olacağını ortaya koyduğunu belirten Yıldız bu durumun SPD Hidropolitik Akademi tarafından yapılan çalışmalarda da ortaya çıktığını söyledi.

Bölgede yaşanan doğal ve siyasi iklim değişiminin Su Denklemini doğrudan etkileyeceğini ve bölgede suyun  güvenlikleştirilmesinin  arttıracağını söyleyen Dursun Yıldız bu gelişmelerin şimdiden görülerek bölgede barış ve istikrarın sürdürülebilirliği için gerekli su ve enerji işbirliği planlarının  hazırlanmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Yaşamın tüm alanlarıyla doğrudan ilişki içerisinde olan su kaynakları yönetiminin bu alanlardaki değişimlere bağlı olarak politik, ekonomik, teknik ve idari açılardan yeni koşullara adaptasyona hazır olması gerekli diyen Dursun Yıldız konuşmasını şöyle tamamladı;

Ortadoğu’da barış ve istikrar isteniyorsa bunun son noktasını ORTADOĞU’nun  SU DİPLOMASİSİ koyacak. 100 yıl önceki bir anlayışla yeniden  çizilmekte olan  Suriye ve Irak haritalarının bölgenin su ve enerji konusunda işbirliğine olan ihtiyacını ve bölge ülkelerinin hassasiyetlerini dikkate alması gerekir.

Sorular ve katkı bölümünde söz alan DSİ Eski yöneticilerinden İnşaat ve Meteoroloji Mühendisi Akif Aka , Su kaynakları geliştirilmesi ve yönetiminin suyun kaynakta ölçümünden başlayarak etüt plan, proje, inşaat işletme gibi aşamaları içerdiğini bu nedenle mühendislik eğitimi ve meslek içi eğitiminin önemli olduğunu belirtti. Üniversitelerde su ile ilgili bölümlerin artması gerektiğini belirten Aka, üniversitelerde verilen mühendislik eğitiminin gelişmeleri daha yakından izleyen bir eğitim olması gerektiğini belirtti. Kamunun su kaynaklarımızın  geliştirilmesi konusunda  denetim ve planlama görevinden uzaklaşmaması gerektiğini belirten Aka ancak gidişat maalesef bunun tam aksi yönünde dedi.

Ülkemizde geliştirilmeyi bekleyen önemli bir su potansiyelimizin olduğunu belirten Aka bu potansiyelimizin ülke yararına ve doğal çevreyi de gözeterek geliştirilmesi için  üniversiteler, meslek odaları ,ilgili dernek ve vakıfların bu konuyla daha çok ilgilenmeleri zorunlu dedi

Konferans, diğer katılımcıların soru ve katkıları sonrasında sona erdi.

HPA News


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Leave a comment