JAPONYA’DAKİ  DENİZALTI  VOLKANI FAALİYETE GEÇERSE NELER OLUR?  

 

Prof. Dr. Doğan Yaşar

Dokuz Eylül Üniversitesi

Geçtiğimiz haftalarda Japonya’nın önemli büyük denizaltı volkanlarınadan birinin faaliyete geçebileceği ve bunun sonucunda da yüz milyon civarnda insanın yaşamını kaybedebileceği yönünde haberler çıkmıştı. Bu patlamanın başta Japonya olmak üzere Tayvan, Çin ve hatta Amerika’da çok büyük  tusunami dalgalarına neden olabileceği de belirtilmişti.

Volkanlar, iklimleri kontrol eden en önemli faktörlerin başında gelmeleri nedeni ile  yaşamın olmazsa olmaz doğal olaylarındandır. Beraberlerinde püskürttükleri sülfür gazı  (bilimde “termostat gazı ya da soğutucu gaz” denir)  dünyadaki sıcaklığı karbon gazı ile birlikte kontrol ederler.  Dünyada bilinen yaklaşık 500 civarında aktif volkan bulunmaktadır. Genel olarak, her yıl ortalama 70-80 yanardağ faaliyet içinde olur. Ancak bunlar küçük patlamalar gerçekleştirdiği için iklimler üzerinde hissedilir şekilde ani değişikliklere neden olmaz. Volkanlar büyüklüklerine göre 8 üzerinden derecelendirilir. Genel olarak bu patlamalar  3-4 civarını pek geçmez. Ancak volkanlarda 6 ve üzeri patlamalar önem kazanmaya başlar. Çünkü bu büyük patlamalar sonucu hava sıcaklığı aniden düşerek ciddi kuraklıklara neden olur  ve sonuçta bir ülkenin su, tarım ve balıkçılık faaliyetlerine ciddi zararlar verirler. Buna örnek olarak 1991 yılında son 130 yılın en büyük patlaması olan Pinatubo yanardağının oluşturduğu kuraklık gösterilebilir. Bu yanardağın 1991 yılında faaliyete geçmesi lile birlikte dünyada hava sıcaklığı 0.5 derece düşmüş ve dolayısı ile yağışlar azalarak çok ciddi kuraklık oluşmuştur. Bu dönemde ülkemizde barajların boşalması nedeni ile HES santrallarımız devre dışı kalmış ve Türkiye tarihinde ilk kez Bulgaristan’dan elektrik ithal etmek zorunda kalmıştı. Ayrıca tarımda ve balıkçılıkta inanılmaz düşüşler yaşanmıştı.

 

Ancak dünyada Pinatubo’nun 500 katı büyüklüğünde mega yanardağlar mevcuttur. Bunlardan birinin patlaması durumunda ise dünyamız 6-7 yıl kadar, nükleer kış da denilen, yağışsız ve güneşsiz bir dönem geçirecektir. Diğer bir deyişle buzul dönemi başlayacak ve yaşanacak kıtlık nedeni ile dünya nüfusunun çok büyük çoğunluğu açlıkla mücadele etmek zorunda kalacaktır. Ve daha da ötesi savaşların çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Bu tür Mega volkanlardan sonuncusu olan Toba Yanardağı 73 bin yıl kadar önce patlamış  ve bu patlamanın sonucunda 6-7 yıl kadar nükleer kış yaşandığı ve etkisinin de bin yıl kadar devam ettiği sanılıyor. Toba Yanardağı son 2 milyon yılın en büyük patlaması idi. Patlama sonucu 1 milyar ton civarında sülfür gazının atmosfere karıştığı ve bu nedenle dünya ısısının ortalama 4-5 derece düştüğü tahmin edilmektedir. Ancak kesin olarak bilinen, bu patlama sonrasında dünyada tarımsal üretimin uzun bir süre durduğu ve canlıların çok büyük oranlarda yaşamını kaybettiğidir. Bu dönemde dünya nüfusunun 100 000 civarında olduğu ve bunlardan ancak 2 000 kişinin yaşamına devam ettiği düşünülmektedir.

İşte Japonya’da beklenen söz konusu beklenen olası patlama mega olmasa da bu tür büyükçe patlamalardandır.

Türkiye’nin, büyük volkan patlamalarına ya da küresel soğumalara karşın alması gereken önlemler

Volkanlar sürekli olarak patlayacaktır, bu yaşamın olmazsa olmazıdır. Ancak  büyük patlamalar, iklimleri çok ani değiştirip, dünyayı buzul dönemine sokmaları nedeni ile de son derece tehlikledirler. Söz konusu büyük patlamalarda oluşacak olan iklimsel değişimlerde avantaj sağlayabilmek için öncelikli olarak ve en kısa sürede yapmamız gerekenler;

– Su yönetimini tek bir elde toplamak. Kritik bir yağış rejimine sahip olan Türkiye’de Su idaresinin kesinlikle tek bir elde toplanması gerekir. Çünkü Türkiye’de su sorunu yoktur, su yönetimi sorunu vardır. Büyük bir volkan patlamasında çok büyük su sorunları yaşayacağımız kesindir.

– Su kanunlarını yenilemek ve özellikle yer altı sularını koruma altına almak. Bir ülkenin sahip olabileceği en önemli doğal kaynağın yeraltı suları olduğu unutulmamalıdır. Özellikle son 60 yıldır çok yağışlı bir dönem geçiriyoruz ve henüz gerçek kuraklık görmedik. Mega Volkan patlaması ya da büyük bir meteor, dünyamızı bir anda soğutarak, 5-6 yıl yağışsız dönemlere sokabilir. Bu dönemlerde tek kaynağımız yeraltı suları olacaktır.  Gelişmiş ülkelerin, yeraltı sularının kullanımlarını  çok sıkı denetimler getirmesi işte bu nedenledir.

– Hidroelektrik santral barajları soğuma dönemlerinde boşalmaları nedeni, enerji planlarımızı gözden geçirmeliyiz. Pinatubo yanardağının 1991 yılında patlaması ile birlikte yağışlar %50 düşmüş ve barajlarımız boşalmış, HES’ler devre dışı kalmıştı. Ve Türkiye tarihinde ilk kez  elektrik ithal etmek zorunda kalmıştı. Büyük volkan patlamalarında HES’ler kesinlikle devre dışı kalacaktır. Örneğin Finlandiya, 1986 yılındaki Çernobil faciasından sonra dünyada  yeniden ilk nükleer santralı yapma kararı almamıştır. Bu karar için de “2020’li yıllardan sonra gelmesi beklenen olası soğuma döneminde (mini buzul dönemi) barajların buz tutacağını ve  elektrik enerjisinin %50’lisini HES’lerden sağlayan ülkenin enerji krizine düşeceğini” belirtmiştir. Ki beklenen bu dönem mega yanardağ patlamalarının yanında çok hafif kalacak olan bir dönemdir.

– Tarım havzalarımızda, gerek ısınma ve gerekse soğuma dönemlerinde  ana ve alternatif tarım ürünleri belirlemek ve modern ıslah teknikleri ile bu dönemlerde kullanılacak tohumları üretmek konularında da ciddi AR-GE çalışmaları yapılmalıdır.

-Yine büyük bir volkan patlaması sonucu  ortaya çıkacak protein eksikliğini giderebilmek için balık çiftliklerinin yer ve üretim konularında çalışmalar yapılmalıdır.

Özetle Japonya’daki denizaltı volkanı faaliyete geçerse tüm dünya ülkelerinin şiddetli kuraklık yaşaması kaçınılmazdır. Dünyada Gılgamış’tan bugüne geçen 4700 yıllık sürede yaşana 15 bin savaşın ana çıkış nedenlerinin küresel soğumalar nedeni ile oluşan kıtlıklardan  olduğu hiç unutlmamalıdır.

 

 


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Prof Dr. Doğan Yaşar

Saraköy Beylerbeyi Köyü İlkokulu , Bergama Zübeyde Hanım ve Buca Umurbey ilkokullarında öğrenim gördükten sonra, eğitimine İzmir Kolejinde (BAL) devam etti. Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi, Jeoloji bölümünde, yüksek lisans ve doktorasını jeobiyokimyasal oşinografi (iklim bilimleri) konusunda yapmıştır. Bu güne değin birçok bilimsel çalışma gerçekleştiren ve birçok projede yer alan Prof Dr. Doğan YAŞAR’ın 23 adedi Uluslararası A sınıfı dergilerinde olmak üzere, toplam 80 adet makale ve bildirisi bulunmaktadır ve çalışmalarına da1250 adet atıf yapılmıştır. İklim ve üretim konularında 100 civarında televizyon ve radyo programına katılmış olup, 100’den fazla da iklim, su ve üretim ile ilgili konferansı bulunmaktadır.

Prof Dr. Doğan YAŞAR halen DEÜ Çevresel Yerbilimleri Anabilim Dalı Başkanı’dır ve Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nde öğretim üyeliği görevine devam etmektedir.

Leave a comment