Irak’taki su krizine Ankara nasıl bakıyor ?

By 
ARTİCLE SUMMARY
Iraklılar su krizinden dolayı Türkiye’yi suçluyor. Türk tarafı ise Irak’taki altyapıdan kaynaklanan su israfı ve kötü kullanıma işaret ediyor.

Irak, hükümet kurma çalışmaları, Türkiye ise seçim hazırlıkları nedeniyle kritik bir süreçten geçerken iki ülke arasında onlarca yıldır süren su problemi yeniden nüksetti. Irak’ta Dicle’yi yürüyerek geçen insanların ya da ölü balıkların fotoğraflarıyla kuraklık tartışması tırmanıyor. Suların çekilmesinde baş müsebbip ise Türkiye addediliyor. Dicle Nehri üzerinde inşa edilen Ilısu Barajı için 1 Haziran’dan itibaren su tutulmaya başlaması Türkiye’nin parmakla gösterilmesine yetti. Artan tepkiler üzerine Türkiye su tutma işlemini erteledi.

Al-Monitor’da Mustafa Saadoun 13 Haziran’da Irak tarafında olanları detaylı bir şekilde aktardı.

Yazıdaki bilgilere göre Irak’ın su rezervleri 2018’in sonuna kadar 30 milyar metreküpe düşecek. Bu da 1931’den bu yana en düşük seviye. Irak’ın Sarsar Gölü dahil barajlarının toplam kapasitesi 122.5 kilometreküp. Türkiye’nin Dicle ve Fırat havzasındaki barajlarının kapasitesi ise Ilısu ve Silvan hariç 94.5 kilometreküp.

Mevcut rezervler bu yaz tarım alanlarının yüzde 50’sini sulamaya yetiyor. Yıl bazında ise tarım için 25 milyar metreküp su gerekirken Irak’ın elindeki miktar yalnızca 17 milyar metreküp seviyesinde. Böyle giderse Irak tarımsal alanlarının 50.000 hektarını kaybedebilir. FAO’un 2010 verilerine göre Irak’ın suladığı alan toplam 2 milyon 50 hektar. Yani yüzde 2.4 oranında bir kayıptan söz ediliyor.

Başbakanı Haydar El Ebadi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 24 Haziran seçimlerinde çiftçilerin desteğini alabilmek için Ilusu’da su tutmaya başladığını iddia etse de Irak Su Kaynakları İdaresi krizin Ilusu’dan değil Musul Barajı’nda yeterli su tutulmasından kaynaklandığını belirtti.

Türkiye tarafından bakılınca tablo epey farklı. Al-Monitor’a konuşan kaynaklara göre Türkiye, Irak ve Suriye’yi zora sokmamak için Dicle ve Fırat’tan su bırakma konusunda sorumlu davranıyor. Suriye ile 1987’de imzalanan protokol uyarınca Türkiye’nin Fırat’tan bırakması gereken su miktarı saniyede 500 metreküp. Eğer kuraklık nedeniyle seviye düşmüşse bir sonraki ay bu telafi ediliyor. Dicle’de böyle bir anlaşma olmamakla birlikte bırakılan suyun miktarı üç ayda bir Bağdat’a bildiriliyor. Bu mekanizma Suriye için de geçerli. Bilgiler 2011’de ilişkiler kesildiği için yedi yıldır Suriye’nin İstanbul Başkonsolosluğu’na iletiliyor. Türkiye eğer barajda su tutacaksa bunu altı ay öncesinden bildiriyor.

Güncel olarak Ilısu’daki duruma gelirsek, Türkiye’nin barajın inşaatını tamamlamasına paralel iki ülke arasında diplomatik trafik arttı. Irak Su Kaynakları Bakanı Hasan El Cenabi dört kez Türkiye’ye geldi. Türkiye Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da Bağdat’a gitti. İki ülke arasında 2014’te imzalanan protokol çerçevesinde yürütülen çalışmaların sonucunda geçen yıl su kalitesi, sınırda ortak barajlar, ölçüm, eğitim, çölleşme ile kum ve toz fırtınaları üzerine toplam beş ortak çalışma grubu oluşturuldu. Bu grupların ilk toplantıları 25-26 Aralık 2017’de Ankara’da yapıldı. Altı ya da sekiz ayda düzenlenmesi öngörülen toplantıların ikincisi de Bağdat’ta olacak.

Bu süreçte bakanlar düzeyinde iyi bir diyalog geliştiği için Ilısu’da koordinasyon sağlandı. Bu nedenle Türkiye, Iraklı yetkililerin “oldu bitti” suçlamasını yersiz buluyor. Erdoğan ekim 2017’de Ankara’yı ziyaret eden Ebadi’ye mart itibarıyla barajda suyun tutulmaya başlayacağını söyledi. Bu konu 25-26 Aralık 2017’de iki taraftan bakanların katıldığı toplantıda karara bağlandı. Ancak ocakta Ankara’ya gelen Cenabi işlemin ertelenmesini talep etti. Birkaç gün sonra Başbakan Binali Yıldırım Ebadi’yi arayarak işlemin 1 Haziran’a ertelendiğini bildirdi.

1 Haziran’da su tutma işlemi başlar başlamaz Irak’ın güneyinde Şattül Arap’ta seviyenin çok düştüğüne dair haberler yayıldı. Halbuki suyun gitme hızı dikkate alındığında böyle bir şey mümkün değil. Ramazan ayına ve hükümet kurma aşamasına denk gelmesine binaen Türkiye su tutma işini operasyonun dördüncü gününde bir kez daha erteledi ve işleme 1 Temmuz’da başlanacağını açıkladı. Türkiye’nin rakamlarına göre operasyon sırasında suyun debisi saniyede 340 metreküp olarak tespit edildi. Sezonun ortalama verilerine göre bu seviye makul. Ayrıca su tutma işlemi başlamadan önce taraflar arasında 15 Mayıs’ta yapılan toplantıda kesinti sürecinde ne kadar suyun bırakılacağı konusunda mutabakat sağlanmıştı. Haliyle Irak alacağı suyun miktarını biliyordu. Iraklı yetkililer tartışmalar ayyuka çıkınca Türkiye’nin suyun yüzde 75’ini bırakma sözü verdiğine dair bir iddia gündeme getirdiler. Ancak anlaşma yüzdeler değil miktar üzerine ve Türkiye de prensip kararı gereği bu rakamı açıklamaktan imtina ediyor.

Türk tarafına göre krizin boyutları dürüstçe tartışılmıyor. Sözgelimi Ilusu elektrik üretimine yönelik olduğu için Ebadi’nin iddia ettiği gibi su tutulmasından çiftçinin memnun kalacağı bir durum yok. Türkiye baraj dolduktan sonra türbinleri çalıştırmak için suyu bırakmak durumunda. Ankara, Bağdat’taki hassas siyasi durumu etkilememek için Ebadi’ye yanıt vermemeyi tercih etti.

Peki, Türkiye Irak’taki sorunu nasıl görüyor? Türk tarafının bakışına göre krizin temelinde yatan nedenler şöyle:

  • Yaz aylarında yağışlardaki azalışa bağlı olarak su seviyesi düşüyor. Bu gerçek göz ardı ediliyor. NASA’ya göre 2003-2010 arasında Dicle ve Fırat’ta su miktarı 144 milyar metreküp yani toplamda yüzde 25 oranında düştü. Irak ise 22 baraj, 19 hidroelektrik santrali ve 1.8 milyon hektarlık alanda sulama yatırımı öngören ve yüzde 74’ü tamamlanan Güneydoğu Anadolu Projesi’nin (GAP) ülkeye su akışında yüzde 80 düşüşe yol açtığını söylüyor.

  • Güncel olarak Irak ile Türkiye arasında asıl müzakere konusu olan Fırat’tan ziyade Dicle. Ancak Fırat’ın aksine Dicle büyük oranda Irak’taki sulardan besleniyor. Dicle yılda ortalama 52 milyar metreküp su taşıyor. Bunun yüzde 40’ı Türkiye’den beslenirken yüzde 9’u İran’dan geliyor. Geri kalan 51’in kaynağı ise Irak.

  • Dicle’yi özellikle Kürdistan bölgesindeki dağlar besliyor. Bu durumda Irak’ın su yönetimi problemin asıl kaynağı olarak öne çıkıyor. Fırat’tan 35 milyar metreküp su akıyor. Bunun 31.6 milyar metreküpü Türkiye, geri kalanı Suriye’den besleniyor. Irak’ın Fırat’a katkısı yok. Türkiye Fırat’taki sorunları daha çok Suriye ile konuşuyor. Ancak Ankara, Suriye’ye bırakılan su miktarını da Bağdat’la paylaşıyor. Bağdat da Suriye’ye giren miktarı Irak’a ulaşan miktarla kıyaslayarak kendi sorununu Şam’la müzakere ediyor.

  • Irak hala Sümerlerden kalma toprak su kanallarını kullanıyor. Bu ciddi boyutta su kayıplarına neden oluyor. Irak 25 yıldır sulama sistemi, barajlar ve su altyapısı ile ilgili yatırım yapmadı. Ayrıca bu kanalları açmak suretiyle yanlış politikalar izlendi. Türkiye ise sulamada önce beton kanallar inşa etti. Beton kanalların buharlaşmaya imkân vermesi nedeniyle birçok yerde kapalı boru sistemine geçildi.

  • Kuzeyde savaştan etkilenen Musul ile İran sınırında depremden hasar gören Derbendihan barajlarında su tutma sorunu var. Yağış alan mevsimlerde kurak günler için gerekli birikim yapılamıyor.

  • Irak’ta suyun kullanımı ve idaresiyle ilgili Su Kaynakları Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Yerel Yönetim Bakanlığı arasında etkili koordinasyon yok.

  • İran Dicle’yi doğudan besleyen kolların bazılarını baraj ve sulama projeleri için tamamen kuruttu. Bu özellikle Süleymaniye ve Diyala’yı etkiliyor. Elektrik üretimi azalıyor ve ekolojik denge bozuluyor. Kuzeyde Kürtler çok yakınsa da Bağdat iç dengeler yüzünden İran’a ses çıkarmıyor.

  • Tarımı etkileyen faktörlerden biri de tuzluluk oranı. Kanalizasyonların nehirlere bırakılması, arıtma sistemlerinin olmaması ve suyun yanlış kullanımı tuzluluğu artırıyor. Güneyde Kurna, Kut ve Ammara’daki tuzluluk oranı kuzeydeki Musul’un iki katı. Bunun için ciddi önlemler alınması gerekiyor.

Konunun yetkin isimlerinden MEF Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşegül Kibaroğlu Irak’taki sorunun Ilısu ile bağlantısını zayıf buluyor.

Kibaroğlu’nun Al-Monitor’a değerlendirmesi şöyle: “Irak’taki su krizi 40 seneyi aşkın zamandır bu ülkenin içinden geçtiği savaşlar, ambargolar, Saddam rejiminin kötü ve adil olmayan su yönetimi gibi anormal şartların sonucudur. İklim değişikliği, sıcaklıkların artması ve kar yağışlarındaki azalış da olumsuz katkılarda bulunuyor.”

Türkiye ilk önce tartışmayı sağlıklı bir zemine oturtmak için Dicle ve Fırat’a, yani sınırın her iki tarafına ne kadar su bırakıldığını tespit için ölçüm cihazları konulmasını öneriyor. Bunun masraflarını da karşılamayı taahhüt ediyor. Ayrıca Türkiye sulama sistemlerinin ıslahı ve geliştirilmesi konusunda ortak projeler üretilmesine de talip. Üçüncü bir öneri de suyun yönetimi ve kullanımı konusunda ortak mekanizmaların kurulması, ki Irak’la bu konuda çalışma grupları oluşturulmuş durumda.

Ancak Fırat ve Dicle için “sınıraşan su” tanımını kullanan Türkiye ile “uluslararası su” tanımını tercih eden Irak ve Suriye arasında temel bir sorun var: Aşağı kıyıdaş iki ülke eşit paylaşım istiyor. Mesela bu talebe göre üçe bölünmesi gereken Fırat’tan saniyede 500 metreküp değil en az 700 metreküp bırakılması gerekiyor. Türkiye ise “hakça” ve “ihtiyaca göre tahsis” paylaşım formülünü öneriyor. BM’nin Uluslararası Su Yollarının Ulaşım Dışı Amaçlarla Kullanılmasına İlişkin Sözleşme’si Türkiye tarafından reddedildiği için tarafların ortak çözüm için başvuracağı bir uluslararası metin de yok.

Fırat ve Dicle’nin geleceğine ilişkin 2040 yılı itibarıyla suyun tamamen kuruyacağı gibi felaket senaryoları çiziliyor. Suyun çatışma değil barışa vesile olması ortak su yönetimine bağlı ama tarafların pozisyonları henüz buna izin vermiyor.

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

Read more: http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2018/06/turkey-iraq-ilisu-dam-water-crisis.html#ixzz5KOTfDZaq


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Leave a comment