İklim değişikliği göçmenleri artacak: 20. yüzyıl paradigmaları değişmeli

21 Kasım 2017

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU/Baskentgazete.com.tr

Su, 21. yüzyılın politik ve ekonomik anlamdaki şekillenmesinde önemli bir rol oynayacağını belirten Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, “Bölgesel ve küresel ölçekte Hidro Diplomasinin ve hidropolitik yaklaşımların (artan gıda, su ve enerji ilişkisi içinde) öneminin artacağı bir dünyaya doğru hızla ilerliyoruz. 21. Yüzyıl Su, Enerji, Gıda ve Çevre güvenliğinin damgasını vuracağı bir yüzyıl olacaktır. Birbirleriyle ilişkisi artan ve merkezinde suyun olduğu bu dört güvenlik kavramı, uluslararası su politikaları ve su diplomasisi ile bağlantılı çalışmaları da artırmıştır.” Dedi

Yıldız, 7-17 Kasım 2017 tarihleri arasında Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen  Birleşmiş Milletler 23. İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na katıldıklarını belirterek, “Konferansta 9 bine yakın katılımcı 200 civarında ülke temsilcisi biraraya geldi. Biz de Su Politikaları Derneği olarak, su ve iklim değişikliği bölümüne daha fazla konsantre olarak katıldık. Orada yapılan toplantılarda gördük ki kökene inmediğiniz hiçbirşey çözüme ulaşmıyor. Şu an dünya, karbon bazlı enerji kaynaklarından vazgeçip ya da onu azaltıp, yenilenebilir ve daha temiz enerji kaynaklarına yönelme hedefi koydu . Çünkü iklim değişiminin temel nedeni olarak bilinen sera gazları salımının % 60’ı enerji sektöründen kaynaklanıyor Biz bu süreci çok dikkatli bir şekilde izliyoruz. Su Politikaları Derneği Hidropolitik Akademi Merkezi olarak yaptığımız araştırma ve incelemeler dünyanın sadece yenilenebilir enerji alanındaki teknolojik gelişmelerle kısa ve orta vadede karbon bazlı enerji kaynaklarından uzaklaşamayacağını ortaya koyuyor. Dünyada bugün tartışılan düşük karbon ekonomisi, %100 yenilenebilir enerjiye geçiş gibi kavramların önünde, petrole dayalı bir küresel ekonomik düzen, devam eden petrol ve doğalgaz yatırımları, geçiş döneminin teknik, ekonomik sistemini oluşturma zorlukları gibi büyük zorluklar var.

Dünyanın 22. Yüzyıla ulaşabilmesi için politika belirleyicilerin sorunu sonuçları üzerinden değil sebepleri üzerinden ele alma zorunluğu var. Gelişmiş ülkeler çözüm için umut veya umutsuzluk pompalama yerine gerçekçi ve uygulanabilir çözümlere ekonomik ve teknolojik destekler vererek gelişmekte olan dünyayı bu sürece ortak etmeye çalışmalıdır. Çünkü sorun gelişmiş ülkelerin güvenliğini de kapsayarak küreselleşmiştir. Örneğin İsveç’te kısa süre önce açıklanan ‘iklim mültecileri” raporuna göre 2050’ye kadar 200 milyon kişi yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalacaklar. Bunun anlamı hızla yaşlanan gelişmiş ülkelerin bu göçmen tehditi ile karşı karşıya kalacağıdır.

SU POLİTİKALARI DERNEĞİ 

Farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından 2015 yılında Ankara’da Su Politikaları Derneği’nin oluşturulduğunu belirten Yıldız, şunları aktardı:
“Dernek faaliyetleri: Eğitim ve Araştırma Merkezi (Hidropolitik Akademi), Uygulamalı Araştırma Merkezi, Proje ve Danışmanlık Merkezi, Uluslararası İlişkiler Merkezi üzerinden yürütülmektedir. Derneğin amacı bu merkezler yardımıyla ulusal ve uluslararası ölçekte su yönetimi konusunda farklı disiplinleri biraraya getirerek Yerel, Bölgesel ve Küresel Su Politikaları, su yönetimi ve su güvenliği ile su, enerji gıda ve çevre bağlantısı konusunda bilimsel yenilikçi, çalışmalar yapmak, bu alanda uluslararası bir bilgi ve eğitim merkezi olmaktır.
SPD’nin nihai amacı “Su Kaynakları Yönetimi ve Hidropolitik” alanlarında farklı disiplinleri biraraya getiren, vizyoner uluslar arası bir uygulamalı eğitim ve araştırma programını oluşturmaktır. Program öncelikle 21. yüzyılın değişen güvenlik paradigmaları temelinde uluslararası ilişkiler, su yönetimi, su diplomasisi konularına odaklanacaktır. Başlangıçta bir Dernek olarak ortaya çıkan bu kurumsal yapının nihai hedefi “Uluslararası Hidropolitik Enstitüsü” olmak olarak belirlenmiştir. SPD  üyeleri  dernek  yönetim ve danışma kurulu üyelerinin  olumlu referansı ile gelen adaylar arasından Dernek Yönetim Kurulu tarafından seçilmektedir.”

 

Yapılması gerekenler

Yapılması gerekenleri anlatan Yıldız, şunları söyledi:

“Dünyanın büyük bölümü artık İklim değişikliğininin olumsuz sonuçlarını inkar edemiyor.  Ama iklim değişikliğine karşı bazı çözüm önerilerini gerçekçi ve uygulanabilir olmaması nedenleri ile reddeden kesimler de var. Örneğin Fosil enerji kaynaklarından vazgeçilirken yerine alternatif yeşil enerji kaynakları kullanılmalı.Doğru ancak burada  güneş, rüzgar enerjilerinin üretim verimliliğindeki artış ve bu kesintili enerjinin depolanması ile ilgili gelişmeler konusunda hala tam bir açıklık yok. Sadece öngörüler var.Bu durum  Nükleer enerji iklim değişikliği mücadelesinin bir parçası olabilir mi sorusunu gündeme taşıyor.Dünya burada neyi neye tercih edeceğine karar vermeli. Fosil kaynaklar yerine yenilenebilir kaynaklara olan ihtiyacınız artarken  büyük barajlardan hidro enerji üretimini çevresel duyarlılık nedeniyle  reddetmeyi sürdürmek ne kadar doğru olur. Bu noktada kamu kurumları,sivil toplum kuruluşları ve akademiya hep birlikte toplum yararına en  gerçekçi çözümleri üretmeli. Dünyada her alandaki değişim çok hızlandı. 20. yüzyıldan bugüne taşınan paradigmalarla insanoğlunun 21. yüzyılı çıkarabilmesi mümkün değil. Özellikle içinde yaşadığımız doğal çevrenin sınırlarını daha fazla zorlamamak bizi felakete götürür. Doğadaki birçok sistem milyonlarca yılda oluşup yerleşen doğal çevrimlerle üretim yapar. Mesela buharlaşma, fotosentez vb mekanizmalar doğal çevrimleri besleyerek su üretimini sağlar. Burada çok bilinmeyen şey şudur. Teknolojik ilerleme seviyeniz ne olursa olsun, önce bu doğal çevrimleri bozup, dünyayı kirletip, sonra ileri teknolojinin imkanlarıyla bu çevrimleri yeniden geri döndürmek mümkün değildir.

Sanayi devriminden itibaren doğal çevrimleri çok örseledik,doğanın sınırlarını çok zorladık ve doğadan cevabını aldık, Şimdi yapılması gereken şey sivil toplum ,akademia,medya ve yerel yönetimlerin katkılarıyla toplumsal bir bilincin oluşturulması. Bu bilinç hem doğal kaynakların daha çok yerine daha  verimli kullanılmasına yönelik hem de alınacak önlemlerin uygulanmasına yönelik olmalı.İnsanlığın 22. yüzyıla ulaşabilmesi için ,toplumsal denetim mekanizmalarına olan ihtiyacın arttığını görmesi gerekiyor. Seferberlik buradan başlatılmalı. Bakın bu yüzyılda ülkeler 4 güvenlik konusunu öne çıkartıyor. Bunlar; su, gıda, enerji ve çevre güvenliğidir. Bu 4 güvenlik kavramı birbirini etkileyen ve tetikleyen bir bağlantı içindedir. Ülkelerin ulusal güvenlik politikaları 20.  yüzyıldan farklı olarak bu dört temel kavramı daha çok dikkate almak durumundadır. Soğuk savaş döneminin güvenlik paradigması ve tehdit algıları değişmiştir. Bu yeni politikalar ve yeni çözümler için hazırlıklar yapmayı zorunlu kılıyor.”

Panik felaket getirir

Dernek ve derneğe bağlı Hidropolitik Akademi Merkezi olarak bölgesel, ulusal ve uluslararası çalışmalar yaptıklarını kaydeden Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yurt içi ve yurt dışında bölgemizin ve  dünyanın su ,iklim,gıda,çevre ve enerji politikalarının şekillendiği birçok toplantılara katılıyoruz. Gelişmeleri izliyor, yeni politikalardan haberdar oluyor ve bunların ülkemize ve bölgemize olan yansımalarını araştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni bir Ortadoğu şekillenirken ve bölgede buna bağlı olarak yeni bir su ve enerji denklemi şekillenirken bu denklemlere en fazla hazır olması gereken ülkelerden biri de Türkiye. Buna hazırlık yapabilmek için de bölgedeki ve dünyadaki gelişmeleri dikkatle takip ediyor olmamız gerekiyor. Biz de Türkiye’nin bu alanda oluşturacağı politikalara katkıda bulunmak için yaptığımız bilimsel,teknik ve hidropolitik analiz çalışmalarının  yanısıra bölgede barış ve istikrarın sağlanması için gerekli işbirliği koşullarını da ortaya koymaya çalışıyoruz..Su 20.yüzyılın son çeyreğinden  itibaren  özellikle dünyanın belirli bölgelerinde stratejik  önemi hızla artan bir doğal kaynak oldu. Bu gelişmeler suyu sadece mühendisliğin bir ilgi alanı olmaktan çıkartıp, çevreden siyaset bilimine, hidrolojiden , meteorolojiye,iktisatdan,iklim bilimine, uluslararası ilişkilerden, sosyolojiye  kadar uzanan birçok disiplinin ortak çalışmalar yapması gereken bir alan özelliğine kavuşturmuştur.Bu da son dönemde Hidropolitik adlı çokdisiplinli bir alanın ortaya çıkmasına neden olmuştur. 21. Yüzyıldaki gelişmeleri doğru analiz edebilmek için,  birçok uzmanlık alanının biraraya geldiği çokdisiplinli , hatta transdisipliner dediğimiz disiplinler arası araştırmalar yapacak bir sistemi oluşturmanız gerekir. 21. Yüzyılda gelişmeler çok hızlandı. Bu gelişmelerin yaratabileceği sorunlara hazır olmazsak ansızın yakalanırız. Ansızın yakalanmak panik getirir, panik de yanlış kararları ve ülkesel ve bölgesel olarak felaketi beraberinde getirir.”

Kaynak:http://www.baskentgazete.com.tr/gundem/iklim-degisikligi-gocmenleri-artacak-20-yuzyil-paradigmalari-h9054.html

 


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Leave a comment