Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Su Güvenliği,
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Su Güvenliği, S400 konusu,
Suriye sorunu, Ülkemizdeki Suriyeliler,
Sayın İmamoğlu’na dostça bir uyarı,
Orhan Ayber .İnş Müh.

Sayın okurlarım; bugün size farklı, sıra dışı bir yazı yazmaya karar verdim.

Nasıl bir kamu görevlisinin görev sürecinde mal beyanında bulunması ve doğru beyanda bulunması bir ahlak görevi ise bir yazarın düşüncelerini hiçbir şeyden çekinmeden yazabilmesi yazarlığın altın kuralıdır. Ben de bugün ülkemizin iç ve dış sorunlarını, en fazla tartışılan sorunlarını sizlerle paylaşacağım.

Yazarın yazılarını tek bir kişi paylaşsa bile bu konu çok önemlidir ki benim yıllardır yazdığım yazılarım pek çok kimse tarafından paylaşılmaktadır.

1) Doğu Akdeniz ve Kıbrıs; ben bu konuda en çok petrol mühendisi Sayın Necdet Pamir’e güvenirim. Sayın Pamir aynı zamanda CHP’nin danışmanlığını yapmaktadır. Pamir, yazdığı makalesinde Doğu Akdeniz için şu ifadede bulundu.

“Türkiye’nin Müslüman kardeşler odaklı bir dış politika izlediği nedeni ile Doğu Akdeniz’de tek başına kalmış bir devlet konumundadır” ayrıca “Türkiye petrolleri zaafa uğratıldı” diye devam ediyor. Türkiye petrollerinin deneyimli kadrolarının AKP döneminde tasfiye edildiğini belirtmiş özellikle Akdeniz derinliklerini buradaki jeolojik yapıyı çok iyi bilen jeologlar jeofizikçiler, jeokimyacılar, petrol mühendisleri zorla emekliye sevk edildiler. Türkiye petrolleri zaafa uğratıldı, Türkiye petrollerinin en önemli kurumlarının biri olan sondaj dairesi başkanlığı tasfiye edildi.

En basit bir petrol şirketinin sahip olması gereken fonksiyonlar ortadan kaldırıldı. TPAO varlık fonuna bağlandı ve bütün bu yanlışlıklar halen devam ediyor. (Not; yazının tamamı için Cumhuriyet Gazetesi’nin “Türkiye tek başına” isimli makalesine bakabilirsiniz.)

Diğer bir güvendiğim arkadaşım ise Hidropolitik Derneği Başkanı Sayın Dursun Yıldız’dır.  Sayın Yıldız “Su Güvenliği 2050” kitabında ve “Ateş ve Su” kitapları ile önceki yıllardan ülkemiz yetkilerini uyarmıştır.

2) S400 konusu; Bugün ülkemizde en çok tartışılan konu; benim görüşüm Türkiye kendi ülkesinin güvenliği için bu silahları mutlaka “kim, ne der?” diye bakmadan almalıdır ve bu silahların birini Konya’ya, diğerini kürecik radarının yanı başına ve diğerinin de Mersin’e tam Kıbrıs’ın karşısına yerleştirmesi gerektiğine inanıyorum.

Yoksa daha önce Çin’den almayı planladığımız füzelerden geri adım attığımız gibi davranırsak dünyada hiç bir itibarımız kalmaz. Şu anda Türkiye eğer ABD yatırımlarından veya NATO’dan ve AB’den baskı görürse hepsine meydan okuyabilmelidir (Bizim ulusal güvenliğimize saygı göstermeyenlere biz de aynı şekilde karşılık vermeliyiz)

3) Suriye sorunu; Artık iki ülke arasında dostluk kurmak konusunda umutlar tamamen tükendi. Her iki ülke arasında karşılıklı suçlamalar kontrolden çıktı.  Şimdi ülkemiz, Suriye rejimi için “kendi halkını katleden ülke” yorumunu yaparken Suriye’nin resmi devlet televizyonu Sana ise Türkiye rejimini işgal altında tuttuğu Afrin’de tarihi eserleri yağmalamakla suçlayabiliyor!

Bu arada Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal Mikdad “Ordumuz her karış toprağı geri almakta kararlı” diyebiliyor ve burada ülkemizin güvenlik endişelerinden hiç söz etmiyor. Çözüm için Astana sürecini bekleyeceğiz, herhalde Rusya bir çözüm getirir.

Çünkü birkaç gün önce ABD’nin Türkiye Büyükelçisi göreve başladı. Birinci sınıf bir büyükelçi olan bu şahsın bölgemizde çok önemli bir görevi var. Sünni ağırlıklı Türkiye ile Şia ağırlıklı İran arasında savaş çıkartmak.

Bu konuda sanırım hem Rusya’nın hem de Suriye’nin kaygıları vardır. Türkiye şimdiden bu büyükelçiyi yakın takibe almalıdır.

Bir buçuk yıl sonra bölgede şaibeli bir büyükelçinin ülkemize gönderilişini hayra yormuyorum.

4) Ülkemizdeki Suriyeliler sorunu; yaşadığım İzmir şehrinde bile ki bu kentte Suriyelilerin varlığı pek hissedilmese de her tarafta “Bunların ülkelerine dönme zamanı geldi” diyerek kaygılarını paylaşanlara rastlıyorum ki sadece birkaç semtte sıkıntı yarattıklarına tanık oluyoruz.  Artık geri dönmeliler çünkü Türkiye’de yaşam şartları onlar için gittikçe kötüleşecek. Oysa bugün Suriye’de yıkılan bu ülkede büyük çoğunluğu Çin tarafından karşılanacak 400 milyar dolarlık yatırım var. Orada iş bulma koşulları ülkemizden daha fazla olur diye düşünüyorum.

5) Sayın Akşener’e bir uyarı; İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin ziyareti ile ilgili olarak ziyaret öncesinde Sayın Erdoğan’a bir çağrıda bulunmuştum. Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize yönelik zulmü gündeme getirmesini istemiştim bir kez daha gördük ki zulüm gören Türk ise Erdoğan’ın umurunda olmaz.

Sayın Başkan, bu düşüncelerin yaptığın toplantıda alkış için yapıyorsan çok üzücü, bir defa orası Doğu Türkistan değil Sincang ve oraya giden pek çok Müslüman ülke gazetecileri orada yaşayan Uygurların şikâyetleri olmadığını ifade ediyorlar.

Sayın Başkan ben sizin ATATÜRK milliyetçiliğinin barışçı ilkelerine bağlı bir lider olmanızı öneriyorum.

6) Sayın İmamoğlu’na dostça bir uyarı; biliyorum şu günlerde seni eleştirmek çok zor. Bu yüzden çok eleştiri alacağımdan da eminim, ancak bir büyüğün olarak uyarı görevimi yapacağım.

Bir gazetede şöyle bir özleminden söz ediyorsun; “Ben İstanbul’da yaşayan 16 milyon kişiyi İstanbullu yapacağım.”

Sakın bu konuda ısrarcı olma, hem yönettiğin kenti sıkıntıya sokarsın hem de o 16 milyon insanın geleceğini karartırsın. Türkiye’nin geleceği Anadolu’dadır. Ülkemizin, Anadolu’nun eşsiz zenginliklerini keşfetsinler.


  • gplus
  • pinterest

Author