Doğu Akdeniz Santracında İkinci Raunt

 

(Doğu Akdeniz Neden Çok Önemli)

Prof. Dr. Doğan Yaşar

Hidropolitik Akademi

Doğu Akdeniz,  insanlık tarihinin başlangıcından  günümüze dek dünyanın en önemli bölgesi olma özelliğini elinde tutmaktadır. Bunun nedeni ise, bölgenin  Jeopolitik, Hidropolitik ve Petropolitik gibi insanoğlunun yaşamı ve güvenliği için üç ana unsuru bir arada barındırmasıdır.

Literatürde de  “Verimli Hilal” olarak da tanımlanan Anadolu, Mezopotamya ve Nil Deltası’ndan oluşan bu bölgedeki en uzun süreli barış dönemi Osmanlı hakimiyetinde yaşanmış ve  Osmanlı’nın hakimiyetini kaybetmesinden ile birlikte çatışmalar kaldığı yerden hiç durmaksızın devam etmektedir.

Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz konularının başı çektiği, ancak ana hedefin Doğu Akdeniz’in hakimiyetini ele geçirmek olan son yılların ilk ciddi boyutlarda restleşmeleri 2011 yılı Eylül ayında yaşanmıştır. Söz konusu aylarda Kıbrıs Rum Kesiminin petrol arama faaliyetleri için ABD şirketi Noble Energy ile antlaşması ile birlikte tırmanan gerginlik Ekim ve Kasım aylarında devam etmiştir.  Bu aylardaki Rumların bu tek taraflı hamlesinden hemen sonra KTCC TPAO ile anlaşarak doğal kaynaklarını arama yetkisi vermişti. Ancak TPAO’nun kiraladığı yabancı bayraklı sismik gemilerin baskılar nedeni ile söz konusu alana gitmek istememesi sonucu devreye Dokuz Eylül Üniversite’si bağlısı Koca Piri Reis Araştırma Gemisi girmiş ve bu alanda yaklaşık 2 ay boyunca sismik çalışmalar yaparak Rumların ve diğer ülkelerin, Türkiye’nin bu alandan dışlanması  oyununu bozmuştu. Böylece sorunlu olan söz konusu bölgede R/V Koca Piri Reis araştırma gemimiz çalışarak  bu alanlarda söz hakkımız olduğu ispatlamıştı.

Özetle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den stratejik olarak dışlanmasının ana hedef alındığı ve ilk raunt denebilecek 2011 yılındaki bu süreç Türkiye’nin başarılı taktiği ile bertaraf edilmişti.

 

Geçtiğimiz yıl bu oyunun tekrarı yeniden sahneye konmuş ve halen devam etmektedir. Rum Kesimi bu kez İtalyan Petrol Şirketi ile anlaşarak bölgede petrol aramaları için sondaj çalışmalarına başlamak istemişlerdi. Ancak Türkiye bu duruma hızla tepki göstermiş ve donanması ile bölgede tatbikatlara başlayarak  bu “De facto” durumunu yine engellemişti. Ancak bu kez de  Doğu Akdeniz’de araştırma yapan S/V Barbaros sismik gemisini tâciz eden Yunan firkateyninin Deniz Kuvvetlerimiz unsurlarınca engellenmesi üzerine, Doğu Akdeniz’de doğalgaz ve petrol arama sorunu gündeme yeniden gelmiştir.

Çatışmalarda bilinmesi gereken önemli hususlardan biri bu oyunda Rum tarafının bir piyon olduğudur. Türkiye Yunanistan’ın AB’ye girişinden sonra Ege Denizi konusunda asıl muhattabının AB olduğunu iyi bilmelidir. Aynı şekilde Doğu Akdeniz’de yeniden alevlenen bu çatışmalarda gerçek muhattaplarımızın ABD, Rusya ve AB olduğu da iyi bilinmelidir. Özetle bu çatışmaların arka planında hep bu devletler yer almış ve almaktaya da devam edeceklerdir. Ancak Türkiye, bu son hamleleri ile  Doğu Akdeniz’deki  petrol arama faaliyetlerinin kendi oluru olmadan yapılamayağını ilan etmiştir.

 

Doğu Akdeniz, dünyadaki önemli  hidrokarbon yataklarına sahip olmasından da öte “verimli hilal” olarak adlandırılmasına neden olan su ve gıda güvenliği açısından da dünyanın en önemli yaşanabilir bölgesidir. Bu çatışmaların ana nedenlerinden birisi de Doğu Akdeniz’in,  2022’lerden sonra beklenen olası soğuma döneminde özellikle Avrupanın kuzeyi başta olmak üzere oluşacak gıda ve su açığının kapatılabilecek en uygun alan olmasıdır. İşte bu nedenle, bir yandan Doğu Akdeniz’de doğal kaynak çatışmaları sürerken diğer yandan AB ve ABD gözünü Fırat ve Dicle’ye çevirmiş ve bir an önce buralarda hakimiyeti ele geçirebilmek için uğraş veriyorlar. Özellikle AB, Türkiye’nin AB’ye girişi için Fırat ve Dicle’nin su yönetimlerini istemesi de  bunun en büyük göstergesidir.

Özetle Doğu Akdeniz’de  çatışmalar ve savaşlar , bazen hidokarbon, bazen su ve gıda ve bazen de jeopolitik nedenlerle sürekli gündemde olacaktır. Ve emperayalist ülkeler bu çatışmaları  gündemde tutabilmek için de bölgede sürekli yeni piyonlar oluşturulacaktır. İşte bu nedenle Türkiye olarak her zaman en kötü senaryolara karşı hazır olmamız  gerekir.


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Leave a comment