Çevreci Modeli Değiştirilebilir Geliştirilebilir Mi ?
Eyüp Yüksel

Çevre ve doğa koruma konularında iste fotoğraftaki yaralı bu kuş gibi kaybedenler de var. Bir düşünün, elimizde mükemmel çevresel veriler, mükemmel çevresel izleme programları var…

Biyoçeşitlilik projelerinin finansmanı, lobi faaliyetlerinin başarısı da buna ekleniyor. Bütün işler yolunda gidiyor artık, dersiniz, değil mi? Çevre korumada gözü kapalı dalarak gördüğümüz basari kriteri budur. Öğretilmiş basari kıstasımız. O kadar çok alıştık ve sorgulamadan benimsedik ki onu…

Üstüne üstlük insanlar çevre islerinden güzel paralar, güzel postlar (isler), şan şöhret elde ediyorlar, yani herşey yolunda.

Gerçekten herşey yolunda mi? Her tur, her insan, her ekosistem, her sosyoekonomik kesit için yolunda mi gidiyor herşey? Emin miyiz?

Bu yeterli mi?

Ne tur kazandık?

Nereye kadar kazandık?

Bu kazandıklarımızın bir de kaybettirdikleri de var mı ve biz bunları görebiliyor muyuz?

Daha iyi bir proje, daha öncelikli  daha doğru bir yerde yapılabilir miydi? Coğrafi açıdan bu ihtimalleri de ekarte ettik mi?

Önceliklendirmeyi hangi kriterlere göre yaptık? Kurumsal olarak elimizdeki öncelik kriterleri seti, ülkenin, halkın kriterleriyle ve diğer sektörlerin kriterleriyle örtüşüyor mu, ülke içindeki bölgesel ekonomik gelişmişlik seviyelerini dengelemeye yarıyor mu, eksiklikleri olan halk kesimlerinin kentte olsun, koyde, kasabada olsun gelirini ve istihdamını arttırıyor mu? Bir çevre ihalesi yoksul vatandaşımızı sosyoekonomik bakımdan kalkındırıyor  mu?

Eksiklerimizi görebilmek için, çevre sahasında kazanılan diğer başarılarla, dünyada ne var ne yokla bir karşılaştırma yaptık mı, yapabildik mi? Yapma ihtiyacını hissettik mi?

Kurumunun gücünü arkasında duymayınca (emekli vs olunca, başka sektörlere, makamlara kaydırılınca) çevre alanında hiç bir şey yapamayacağımızı mi düşündük? (İnsan kaynakları israfı, ülke birikimini bir arada tutamama ne demektir?).

Hangi çevre, doğa koruma projemizin hangi uluslararası sözleşmelerin uygulanmasına, hangi ölçüde  ve şekilde katkıda bulunduğunu düşünüyor muyuz, kurumsal olarak yayınlıyor, dünyaya duyuruyor muyuz?

Çevreciler finansman, proje geliri, gezi, seyahat, yemek olmayınca bir araya gelmez mi? Önceden belirlenmiş, rutin toplantıların dışında da iletişim kurmaz mı? Bizde, ülkemizde çevre, doğa üzerine yazışma forumları düzenlenmez. Avrupa’da, Amerika Birleşik Devletlerinde vs bu tür forumlar sıklıkla düzenlenir. Ortak akil oluşturmaya ihtiyaç duymaz mi? Bunu akıl etmez mi? Bu forumların, mesleki görüş alışverişlerinin bir fonksiyonu, faydası, rolü yok mudur?

Kazanmaktan ve kaybetmekten en geniş anlamında neyi anlıyoruz? Programların, projelerin, planların bu değerleri oranlarıyla gösteren pasta dilimi, histogram diyagram vb görsel analiz sonuçlarına yer veriyor muyuz? (Bir nevi DPT’nin eksikliğini doldurma görevi).

Çevresel sorumluluklar sadece bize tarif edildiği kadar mı?

Biz sadece bize verileni mi yaparız? Onu kendi farkındalığımız ve sorumluluklarımızla bizden istenilmese bile daha fazla geliştirip, daha ileriye taşır miyiz?

Kazandık, kazanıyoruz, çevreden ülkede ve Avrupa’da isim yapıp, tanındık da, peki çevre konusunda eksik, bilinçsiz, farklı ve sınırlı bir aralığında faaliyet göstermekle sınırlı kalıp, neleri ihmal ettik, çevrenin hangi konularında kendimizi geliştirmedik, eksiğimizi göremedik, farkında mıyız?

Çevre sektörü çok önemli. Fizik biliminin, astronomide, mühendislikte olduğu gibi bu alana kazandıracakları  çok.

Tamam çevreden kazandık, bize düşen, kurallara göre belirlenen iş sahamızdan kazandık. Peki başka kim kazandı? Bizim kazandıklarımız başka kime, neye, nereye, kimlere ne kazandırdı? Yoksa kazandırmadı mı ?

Aslında ne için, kim için önemli olmalıydı bu çevre konuları?

Yazan: Eyüp Y

 


  • gplus
  • pinterest

Author

Leave a comment