Atatürk ve Bağımsızlık yılı
Atatürk ve bağımsızlık yılı, Göç, Ulusal ve Uluslararası Siyasetimiz…

Orhan Ayber .İnş Müh

Atatürk ve bağımsızlık yılı

Bu günkü yazıma Nutuk’tan Atatürk ile ilgili bir alıntıyla başlıyorum. (Bütün Dünya 2019 Ocak sayısı) “Açıkça ortaya çıkmak ve ulusun hakları adına yüksek sesle haykırmak ve bütün ulusun bu sese katılmasını sağlamak gerekir.”

Yazımın konusunda çok değerli tarihçi arkadaşım Sayın Sinan Meydan’ın bir hafta önce bir gazetede yayınlanan yazısından esinlendim. Sayın Sinan Meydan yazısında “Malum 2019 yılı 1919 yılının yüzüncü yılı. 1919 yılı Mustafa Kemal Atatürk ün önderliğinde Milli Mücadelenin Türk bağımsızlık savaşının örgütlenmeye başladığı yıl.  Bu nedenle 2019 yılının ATATÜRK VE BAĞIMSIZLIK yılı ilan edilmesi  bu bağlamda bütün yıl boyunca Atatürk ve milli mücadele konularında ülke çapında uluslararası katılımlı etkinliklerin yapılması, Atatürk ve Milli Mücadelenin belgelerle filmlerle dizilerle açık oturumla halka anlatılması gerekir”

Ben bundan böyle tekrar olsun veya olmasın her yazımda büyük önderimizin saygınlığını anlatan yazıları paylaşmaya çalışacağım. Yobaz zihniyet ülkemizde hortladı, tüm gücü ile laik cumhuriyetimize sınır tanımaz ahlaksızlığıyla saldırıyor. Gün geliyor sözde rektör oluyor, hani kravat takan bakan kılığında görülse bile şaşırmam.

En son benim de yaşadığım Karşıyaka’da Sayın Belediye Başkanı, bulunduğumuz yılı Atatürk ve Milli Mücadele yılı ilan etti ve yıl boyunca Atatürk etkinliklerine yer vereceğinden söz etti.

Kutlarım kendisini…
Sıra tüm laik Atatürkçü kurumlarımızda…

Göç
The New York Times bir yazıda “Varlıklı ve yetenekli Türkler, varlıkları ve yetenekleri ile ülkeyi terk ediyorlar” dendi.

Cumhuriyet gazetesinin eki olan “herkese bilim ve teknoloji dergisi”. Göçün Türkiye’ye bedelinin 230 milyar dolar olduğundan söz ediyor.

Önce şu görüşümün altını çiziyorum.  Sizler hangi gerekçe ile bu ülkeyi terk ederseniz edin, sizleri hain olarak suçluyorum. Yine Sayın Sinan Meydan’ın yazılarında belirttiği gibi Kütahya ve Eskişehir muharebeleri sonrası 135 bin asker, üstelik silahları ile birlikte firar etmişlerdir. Sonra pek çoğu idam edilen bu hainlerin yerlerini kadınlarımız almıştır. Mandalarla, karda, çamurda çocuğunun battaniyesini ıslanmasın diye mühimmatların üstüne örten kadınlarımız, Kara Fatma’lar, Çete Ayşe’ler, Gördesli Makbule’ler ve daha nice kadınlarımız Sakarya savaşlarının kahramanlarıdır.

Şimdi sizlere Amiral Soner Polat’ın bir yazısından söz etmek istiyorum. “Dünyayı sarsan müthiş Türk dünya onu paylaşamıyor. Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu şu anda NASA’da çalışan ilk bilim kadını. Önümüzdeki yıllarda kalp ve böbrek hastalıklarına teşhis edecek patenti yüzlerce milyon dolar değerinde buluşuna tanık olacağız.”

Buraya kadar bu hanımın başarıları doğal ancak başta ABD ve diğer pek çok ülkenin vatandaşlık teklifine verdiği yanıt ülkemizi terk eden akademisyenlere karşın bir tokat gibidir. İnsan yurt dışında olunca ülkesinde kızdığı şeyleri bile özler hale geliyor her Türk’ün ruhunun derinliklerinde milliyetçilik ve vatanseverlik duygusu bulunur ve asla kaybolmaz çünkü “TÜRKLER ASİL VE SOYLU BİR MİLLETTİR

New York Times gazetesinde çıkan bir yazıda Malta Adası’na göç eden Türk aileleri, servetlerini de yanlarına alarak sürüler!!! halinde göç etmelerinden söz ediyorlar.

Aslına Malta Adası tarihine bakarsanız tarihimizde utanılacak bir geçmişi vardır. Dünya savaşı sonrası 150 Türk İngilizlerce tutuklanarak Malta’ya sürülmüşlerdi. Büyük çoğunluğu İngilizlere kök söktürmüş kahramanlar ve ittihatçılardı.

M. Kemal Atatürk sayesinde kurtarıldılar. Siz servetlerinle göç edenler,  hangi gerekçe olursa olsun aslında niyetiniz o adada kalmak değil. Yaşamlarınızı Fransa’da Amerika da Kanada’da sürdüreceksiniz.

Bu paraları Anadolu halkından kazandınız. Ben de sizin dedelerinizin ürettiği çok şey kullandım. Başkaları ne düşünür bilemem, kendi hesabıma ben hakkımı size helal etmiyorum. Şu sözü çekinmeden söylüyorum sizlere; “Bu ülkenin en fazla paraya ihtiyaç duyduğu bugünlerde sizlere yazıklar olsun.”  Mustafa Kemal’in ülkesini terk edip dünyayı yıllarca kan gölüne çeviren ülkelere gittiniz.

Ulusal Siyasetimiz  
Ulusal siyasetimiz konusunda daha önceki görüşlerimde herhangi bir değişiklik yok, hatta gerek iktidar gerekse muhalefet arasında yollar tamamen ayrıldı. Oysa ülkemiz hem savaş koşullarında hem ekonomik kriz koşullarında, en fazla birlikte olması gerekirken koca ülke ikiye ayrıldı. Yazık diyebilir miyiz?

Uluslararası siyasetimiz 
1) Suriye’den ABD’nin çekilmesi konusu anlaşılmadı. ABD başkanı Trump’un ne yaptığı belli değil. Suriye konusunda irade pentagona geçmiş gibi görülüyor. AB   Suriye’den İsrail’in güvenliği sağlanmadan asla çekilmez.

2) Tüm Arap ülkeleri, Suriye Arap Cumhuriyeti ile tekrar diplomatik ilişkiler kurdular. Hatta bazı Avrupa ülkeleri de Suriye’de büyükelçilikler kuracak. Türkiye derhal Suriye ile diplomatik ilişkiler kurarsa en çok ekonomik olarak kazananı olur.

3) ABD, BRICS ülkesi Brezilya’da aşırı sağ görüşlü bir iktidarı desteklemesi sonucu Çin ve Rusya’nın BRICS   kurumuna ağır darbe vurdu. Çin de önümüzdeki aylarda   ABD’ye Venezüella’da karşı hamle ile Modura’ya destek olarak karşı hamle yapacağını tahmin ediyorum.

4) Şu anda dünyanın en gergin bölgesi Tayvan.  ABD’nin Tayvan’ı  silahlandırması Çin’in çok büyük tepkisine neden oldu. Şi Cinping ordusunu denetler iken “Sizlere Çin ulusal çıkarları için ölmeyi emrediyorum” dedi.  (Bu söz kime ait biliyorsunuz.)

5) Moskova Kilisesi ile Ukrayna Kilisesi arasındaki gerilim Rusya’nın canını çok sıkmış gibi. Bu konu için ülkemize gelen Ukrayna Başbakanı ile fazla samimi olmamızı sakıncalı görüyorum.

6) ABD, Afganistan’dan asker çekmez. O topraklar Sibirya’ya açılan kapıdır. Sibirya yakında dünyanın tüm dengelerini değiştirme potansiyeline sahiptir.

7) Şu anda tanık olduğumuz sadece Rusya ve ABD’nin Türkiye jeopolitiği arasındaki bir çekişmedir.

Çalışan Gazeteciler Günü
Benim gazeteciler cemiyetinden ve ya ilgili bir kurumdan alınan basın kartım yok ancak bunu pek önemsemiyorum. Televizyon da yaklaşık 35 yıl önce “Güne Bakış” programında her hafta görüşlerimi paylaşıyordum. O zaman ülkemizde sadece iki televizyon, olduğunu anımsatırım. (TRT 1 ve TRT 2)

Daha sonra İzmir SKY televizyonunda 15 yıl program yaptım. Ulusal Kanal’da 18 yıl program yaptım. İzmir Ege TV’de Ege ATV’de defalarca program yaptım.

İşte bu nedenlerle basın kartım yok ama ben gerçek bir basın çalışanıyım. Bu nedenle gazetecilerimiz derken İstanbul basınından söz etmiyorum gerek muhalefet gerekse iktidar yanlısı basın çalışanları beni ilgilendirmiyor.

Ben Anadolu basınını, en zor koşullarda kâğıt sıkıntısı çeken Anadolu basın emekçilerini içtenlikle kutluyorum.

Ben gerçek demokrasiyi Anadolu basınında arıyorum ve hepsini içtenlikle kutluyorum.

ÇOK ÖNEMLİ NOT: Sayın Osman Akbaşak son yıllardaki yazılarımı topladı. İlgilenen dostlarım şuradan ulaşabilirler:
http://www.osmanakbasak.com/Konuklarim/Orhan_Ayber/Orhan_Ayber_Yazilar.html


  • gplus
  • pinterest

Yazar

Leave a comment