2019 yılı için öngörülerim ve öneriler- Orhan Ayber .İnş. Müh.

2019 yılı için öngörülerim ve önerilerimi şöyle sınıflandırabilirim:

1) Rusya ve ABD arasında Türkiye’nin jeopolitiği üzerinde kıyasıya mücadele devam ediyor ne iktidar nede muhalefet çevresinin bu  mücadelede belirleyici etkinliği olamaz.

2) Küresel siyaset her saat başı değişmekte ancak olayları yorumlamayı en yetenekli satranç ustalarının beş altı hamle ötesini görebilmesine benzetebiliriz.

3) Suriye’yi 2019 yılının kazananı olarak görüyorum. Özellikle Arap ülkeleri Suriye’nin ulusal bütünlüğünü ve bağımsızlığını kabul ediyor. Hatta Mısır devlet başkanı Sisi bile Suriye’yi ziyaret etmeyi planlıyor.

4) 2019 yılının ve daha sonraki yılların kaybedeni İsrail olacaktır.

5) Suriyeliler ile halkımız arasında huzursuzluk sonucu gerginlik o kadar artacak ki Suriyelilerin ülkelerine dönüşü hızlanacaktır.

6) Ülkemizdeki Afrikalılar ve Afganlar dâhil tüm yabancıların ülkemizi terk etmeleri hem iktidar hem de muhalefetin ortak iradesi gerçekleşecek. (Bu kararın ana gerekesi iklim değişikliği nedeni ile suya ve gıdaya ulaşımın zorluğu neden olacaktır. Ülkemizdeki yaklaşık 11 milyon yabancının su ve gıda tüketiminin boyutlarını daha önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım.)

7) ABD başkanı Trump “Suriye’den çıkıyorum” dese bile pentagon asla kabul etmeyecektir. Suriye’deki gerginliği Türkiye ve İran’ın arasını açmak için kullanacaktır.

8) Hem Rusya ile hem de ABD ile stratejik ortaklık uzun vadeli sürdürülebilir değildir. Hem Astana’da hem de Cenevre’de olunmaz ve çok daha önemlisi hem tam bağımsızlık hem de NATO üyesi de olunmaz ve hiçbir siyasetçi tarafsız olmamalıdır. Hiç bir yorumcu da  tarafsız olmamalıdır, ben tam bağımsız (Kemalist) Avrasya yanlısıyım.

9) Önümüzdeki yıl ortasında Türkiye ve Suriye ülkeleri arasında çok sıkı dostluk ilişkileri kurulacağını umuyorum çünkü her iki ülkenin birbirlerinin dostluklarına gereksinimleri var.

10) Amerikan kuvvetlerinin çekildiği bölgede yer alan Fransa güçlerinin bulunması ABD’nin Avrupa ordusu taleplerini istismar edecek. Biraz geçmişe bakalım, Belgrat’ın bombalanmasında Avrupa etkisiz kalınca ABD hava güçleri dereye girmişti.  Aynı ABD bugün de Türkiye üzerinden benzer bir Avrupa ordusunun kurulamayacağı  konusunda Macron’a ders verebilir.

Yunanistan’ın Savunma Bakanı Kammenos ve Genelkurmay Başkanı Apostolakis kısa bir süre önce galiba ordumuz sınır güvenliği için Suriye’ye müdahale etmek istediği döneme denk gelmesini fırsat olarak gördüğünden olsa gerek, “Türkler Ege’de kayalık adalarımıza çıkarsa onları dümdüz ederiz egemenlik haklarımıza saygısızlık edenleri ezeceğiz” diyor.  Ve ilave ediyor “İsrail, Mısır ve Kıbrıs (tabii ki Kıbrıs Rum kesimi) ile ittifak anlaşması yaptık. Üyesi olduğumuz Avrupa birliği de bu ittifakı destekliyecek!!!

Yüzyılımızın en küstahça açıklamasını içine sindirebilmek çok zor, bu küstahlığa yanıt vermek zorunluluğunu hissediyorum.

Şu anda ülkemizde binlerce iş makinası boş. Bu makinelerin yarısını kullanarak bile ülkemiz Bodrum’dan kaya  dağlarından aldığımız malzeme ile dört ayda Kardak adalarına ulaşabiliriz. Görelim bakalım kimi yerle bir ediyormuş. Ayrıca Kaş karşısında Meis adası nedeni ile ülkemizin münhasır ekonomik alanında ne kadar büyük kayıp olduğunu ekteki haritada görebiliriz. Türkiye de Meis adasının batısında birkaç yapay ada yapabilir. Mesela Çin, güney Çin denizinde yapay adalar yaptı, sonuçta bir kaç itiraz eden ülke oldu hepsi o kadar.

Bazı  gerçekleri göz ardı etmeyelim. Şimdi ülkemizde Sayın Ümit Yalım almış sazı eline, televizyon programlarında boy gösteriyor. Girit adasının dörtte üçünün Türkiye’ye ait olduğunu iddia ediyor. Kardeşim bırakalım Girit’i, Kıbrıs’ı kaybetmek üzereyiz.

Ege adaları ile ilgili ilk gözlem 12 yıl önce Emekli Korgeneral Sayın Yaşar Müjdeci’ye, bana ve Sayın Orhan Özkaya’ya aittir. O zaman Yunanlılar, Bulamaç Adası, Nergis ve Eşek adası olmak üzere sadece üç adamıza el koymuşlardı. (Not: O günlerde ben hem İzmir SKY televizyonunda hem de Ulusal Kanal’da Sayın Müjdeci ile program yapıyordum)

Şimdi Kıbrıs’ta dikkatlerimizi başka yöne çekip ABD, İngiltere ve İsrail Karpaz yarımadasına konuşlanmak isteyeceklerdir. Bu yarımada hem Rusların Tartus Limanını hem de İncirlik Üssünü kontrol eder.

Bugün bizi Antalya körfezine  hapseden münhasır ekonomik bölgesini Yunanlılar Sevilla Üniversite’sine yaptırmışlardır. İleriki yıllarda denizler çok önemli olacaktır, tabii ki deniz hukuku da.  Bence hemen Türkiye İzmir 9 Eylül Üniversite’sinde “deniz hukuku” bölümü açmalıdır.

Önerilerim şimdilik bu kadar.

Yeni yılda başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyaya barışlı günler diliyorum.


  • gplus
  • pinterest

Author

Leave a comment